Ayı Sözlük yazarları anlattı: İlk eşcinsel deneyimim

İlk cinsel deneyimler kişilerin hemen hemen hiçbirinin unutamadığı, bazen hata olarak bakılan, bazen çok hoşlanılan, bazen mutluluk veren bazen ise kişilere travmalar yaşatabilen bir olgudur.

dark bear

İlk deneyimler bazen taciz veya tecavüze uğrayarak yaşanan, bazen çocuk yaşlarda minik heyecanlı bir aktivite olarak karşımıza çıkan, bazen en olağan haliyle flörtlerde tecrübe edinilen bazen de evlenene dek yaşanamayan deneyimler olarak karşımıza çıkar. Kulaktan dolma bilgilerle kafalarda kurgulanan, bazen yaşanmasa bile yaşanmış gibi anlatılanları da mevcuttur.

İlk eşcinsel deneyim dediğimizde yanlış anlaşılmasın. LGBTİ birey olarak yaşanan ilk cinsel deneyimlerden bahsediyoruz. Gerçekten de eşcinsellerin istedikleri ve kendi yönelimleri doğrultusunda hemcinsleriyle yaşadıkları cinsel deneyimin psikolojik etkileri daha farklı olabiliyor. Çünkü birçok eşcinsel, toplum baskısıyla heteroseksüel ilişkiler dayatmasına maruz bırakılıyor. Bazen de yine toplum baskısı ve homofobik öğretiler sebebiyle hiç deneyim yaşamadan ölüyor, öldürülüyorlar.

Bu sayımızda Ayı Sözlük’teki “İlk Eşcinsel Deneyim” başlığından seçtiğimiz entryleri sizlerle paylaşmak istedik. Bakalım yazarlarımız LGBTİ bireyler olarak ilk cinsel deneyimlerini nasıl tanımlamışlar:

Bir eşcinsel bireyin zorunlu heteroseksüel ilişkiler dayatmasına maruz kalıp mutsuz olmasını kabullenmiş bir düşünce yapısı kâbustur. Aslında eşcinseller daha ilk deneyimini yaşamadan öldürülmeli! Sonra içlerini açıp bakarız kaç aşkı, kaç tutkuyu öldürmüşüz diye.

(bkz: neden sevgilin yok)
naringergedan

 

Taksim’den Avcılar’a otostop çekerek eve dönme çabası anında yaşanandır. Adam hoştur, yakışıklıdır, boyludur posludur, kıllıdır, sakallıdır. Sorar “Nereye?”. Çocuk (ben) gençtir, toydur, hafif sarhoştur. Yanıtlar “Avcılara?”. Adam “Şirinevler” der, çocuk “Olur.” der.

Ateş basar çocuğu, yaş 17-18’dir. Adam yakışıklıdır, esmer güzeli bir şey. Yol uzar, ara sokaklardan falan gidilir. Adam süzer, çocuk yanar. Adam her kelimesini kızlara getirir, çocuk sınanır. Şirinevler geçilir, çocuk kısık bir sesle “Ben uygun bir yerde ineyim.” der. Adam göz kırpar “Acelen yoksa dolaşalım.” Ses çıkmaz çocuktan, yola devam edilir. Avcılar geçilir, Büyükçekmece’ye gelinir. Adam arabayı karanlıkta sağa çeker. Çocukla göz göze gelir. Nasıl bir şehvettir ki dudaklar dakikalarca kenetlenir!

Adam dur der, otele gidelim. Çocuk tamam der, çabuk olalım. Gerisini de yazamam yani! Bu kadar yeter.
bondbear

 

18 yaşımda üniversite için aile yanından ayrılıp yurda yerleştiğim ilk ay vapur sırası beklerken kestiğim adamın beni fark edip ertesi hafta yatağa atmasıyla başladığım serüven. Sonrasında çalışma mekânlarım olan toplu taşımadan adam kaldırma serüvenleri geliyor.
tunatuan

 

Topum inşaata kaçmıştı. Sessiz sakin bir inşaattı. Belli ki çalışanların izin günüydü. Ama biri bütün çamaşırları yıkayıp asmış kendisi pejmürde beyaz bir donla dolanıyordu. “Şey… Topum kaçtı da!” dedim. Beyaz donun üzerinden hafif erekte olmuş bir penis dikkat çekiyordu. “Şu çarşafı sıkalım geçsene karşıma.” dedi. Olur der gibi kafamla onayladım. Kaslı kolları çarşafı sıktıkça daha belirgin oluyor, kollarındaki damarlar şişiyordu. Ben ise var gücümle sabit durmaya çalışıyordum. İyice burduğumuz çarşaftan sonra “Ellerin mi acıdı, bakayım bi.” dedi. Heyecandan tir tir titriyordum. Elleri elimdeyken gözlerime bakıyordu. İçimden aslında sadece sarılmak geçiyordu. Sarıldım. O da sarıldı. Dudaklarıma yapıştı. Tuhaf bir duyguydu. Neyi nasıl yapacağını çok iyi biliyordu, kendimi onun tecrübeli kollarına bıraktım.
bencenab

 

Lise 1’desindir. Sınıf arkadaşınla izlediğin pornoda, “Ulan nasıl oluyor acaba?” diye heves edersin. “Önce sen al ağzına. Almam ‘olm’ sen al. Tamam, alırım ama sen de alacaksın. O zaman aynı anda…” diyerek denenmiştir ve sonradan bunun adının 69 olduğu anlaşılmıştır. Yıl 2012, koca adam olmuşsundur. Alınan alkolle mesai arkadaşınla porno izlersin, “ ‘Olm’ nasıl oluyo lan, erkek erkeğe, iğrenç lan…” diye zarf atarsın o da gaz verirse aslında alkolle denenir ne de olsa sarhoşum sabaha hatırlamam diye zarfı açarsın ve sabaha “İyiydi beeee, haydi ayıkken bi daha yapalım.” diye devam edilir. Kısaca aradan yaklaşık 16-17 sene geçmiştir ama taktik değişmemiştir.
bankacibear

 

Yaş 29 falandır. Dış görünüş olarak aynen ayı sözlüğün temasındaki ayıya benzeyen ve bana çok çekici gelen en samimi arkadaşım- ki doktordu- akşama evine çağırır. Saatlerce sohbet edilir. İçki içemediğimi bildiği halde ısrarla domuz sıkısı bir votka içirir. Benim kötü olduğumu görünce sarılıp banyoya kusmaya götürür. Sonra da yatak odasında yatağa yatırır ve “Sana bir masaj yapayım bir şeyin kalmaz.” diyerek elbiselerimi çıkarmaya başlar. Bana dokunuşlarının, yataktaki ona ait kokunun beni o halde bile erekte ettiğini görünce “Masajı falan siktir et!” deyip direkt dudaklara yumulur.
marti

 

Saatlerce derini kazıyarak alınan duş, cehennem ateşinin dünyaya inmiş hali, annesini öldüren bir çocuğun pişmanlığı ve utancı, alnın tam ortasında aslında olmayan ama herkesin okuduğu düşünülen koskoca ibne yazısı… Karmakarışık, ne o anda ne de şimdiki zamanda tarif edilebilecek hal.
ciwan

 

80’li yıllar… Anadolu’nun en muhafazakâr şehirlerinden birinde imam hatipte yatılı okuyorum. Kentin hepsi de birbirinden berbat seks filmleri oynatan 2 sineması var. Sinemalarda sürekli 3 film devamlı matine oynuyor. O hafta hangisinin makinisti biraz gözü kara çıkıp bu berbat filmlerinin arasına 3-5 dakikalık bir parça atıyorsa o sinema hemen bir şehir efsanesi gibi kulaktan kulağa yayılıyor ve kentin tüm abazan ergenleri hafta sonu soluğu orada alıyor. Benim gibi parası ya da cesareti olmadığından gidemeyenler akşam olup da herkes yatakhanede toplandığında o gün sinemaya gitmiş olanların ballandıra ballandıra anlattıkları sahneleri dinlemekle yetiniyorlardı. O sıralar bir “Emanuelle” furyası vardı tüm sinemalarda. Emanuelle bir efsaneydi bizim için. Gitmesek de görmesek de seks kelimesinin TDK sözlüğündeki mecazi karşılığıydı.

Bir gün yatılı okulda, yatakhanelerin bir kısmı birkaç günlüğüne kapatıldı. Sanırım bir haşere istilası söz konusuydu ve sırayla ilaçlanmaları gerekiyordu. Yönetim birkaç yatakhaneyi kapattı ve orda kalanlara ” Yakın arkadaşınız ya da köylünüz olan biriyle aynı yatağı paylaşın, iki gün idare edin.” dedi. Bizim yakın köylü Rahmi adında bir arkadaş benim misafirim oldu mecburen. Cumartesi akşamıydı. Saat on oldu. Işıklar söndürüldü.
Herkes yataklara girdi. Yatılı okuyanlar bilir, ışıkları söndükten sonra muhabbet bir müddet devam eder. Fıkralar anlatılır, geyik yapılır herkesin uykusu gelene kadar.

Sinemaya giden bir arkadaş başladı o gün izlediği Emanuelle filmini anlatmaya. Tabi bire bin katarak. Benim yanımda yatan Rahmi beyaz tenli, kırmızı yanaklı, iri yarı bir çocuk. Biraz içine kapanık, hatta utangaç. İkimiz de 15 yaşındayız. Hikâyeyi anlatan ballandıra ballandıra anlatıyor, Rahmi yanımda kıpır kıpır. Bacakları bacaklarıma yapışıyor. Sıcacık. Sonra elleri yavaşça pijamamın önündeki kabarıklığa gidiyor. Anlatıcının heyecanlı sesine kaptırmış herkes kendini. Rahmi’nin eli yorganın altında arayıp benim elimi buluyor. Sonra ben onun pijamasının altında aradığımı buluyorum acemi ve tedirgin hareketlerle. Sanki kendi ellerimiz değil, Emanuelle‘in usta elleri dokunuyor o güne kadar keşfetmediğimiz mahremiyetimize. Her dokunuş bilinmedik haz kapılarının kilidini açıyor birer birer. Hikâye damaklarımız kurumuş, soluk soluğa kaldığımız bir anda biz utanç dolu bir suç ortaklığının hazzını yaşarken sona eriyor. Çocukluğun masumiyet perdesini yırtıp büyüklerin “dünyevi hazlarla dolu günahkâr dünyasına ” bir Emanuelle hikâyesi eşliğinde adım atıyoruz.
mahalleninbakkalininkocasi

 

Yaş 23 benden birkaç yaş küçük bir kadın… çok güzel, entelektüel, çekici… Birkaç günlüğüne aynı festivalin içindeyiz. Birbirimizden ayrılamıyoruz zaten hep konuşacak bir şeylerimiz var. Yakın arkadaşlarımdan biri kıza asılıyor, kız ben lezbiyenim diyor. Ben de kusura bakma ama asıldığın kız bana asılıyor, haberin olsun diyorum. Aynı akşam ben seninle yatmak istiyorum diyor. Benim için sorun olmamasından anlıyorum, sonra geriye dönüp şöyle bir bakınca bayağı şey anlıyorum ya neyse o gece yatıyoruz. Sonra çok iyi arkadaşım oluyor kendisi ama sağ olsun ilk adımı da atmamı sağlıyor. İlk seferden sonra gerisi geliyor zaten.
edie

 

19 yaşımda artık kabak tadı aldığım yazlığımızda sahilde bir türlü gözümü alamadığım benden 6 yaş büyük, evli hatta 6 yaşında çocuğu olan, hayatımda gördüğüm en güzel gözlerin sahibi olan kadına seve seve teslim olmuştum. Sahildeki fingirdeşmelerimiz sonrasında nihayet akşam beni evine davet etmişti, düşünmeden gittim. Hiçbir pişmanlık ya da suçluluk duymadım. Uğrunda her şeyi göze alacak kadar sevdim ama onun mantığı ağır bastı ve ailesiyle kaldı. Bir insanın gözleri o kadar mavi olabilir mi yoksa ben aşkımın acısından mı etrafı mavi görüyordum hâlâ bilmiyorum. İlk deneyimini âşık olduğu biriyle yaşayan şanslılardanım.
gerenimo

 

İlkokula gidiyordum. Zaten birlikte olduğum hatun da ilk aşkımdır. Bu kadar erken olmasının tek sebebi tamamen psikoseksüel gelişim dönemine denk gelmesi sanırım. Hormonlarımın tavan olmadığını hatırlıyorum ama cinsel organlar da ilgimi çekmiyor değildi. Penisten önce vajina görmek de benim şansım olmalı. Evcilik kisvesi altında sevişmek… Hayal meyal annemin bizi o şekilde gördüğünü ve bu yüzden bir kez dövdüğünü hatırlıyorum.
fanfenussen

 

Duygusal deneyim: 5 yaşındaydım. Benden büyük, 5. sınıfa giden bir kıza âşık olmuştum, şiir bile yazmıştım. 5 yaşındayken şirin bir velet olduğum için beni seviyordu o kız bayağı. Tabi sonra o mezun oldu, ortaokula geçti, ben orda kaldım. İkinci sınıfa geçtiğimde ben başka bir kıza âşık oldum ve 4 sene o kızdan hoşlanmaya devam ettim.
Fiziksel deneyim: 15 yaşındaydım, tanımadığım biriyle tek gecelik bir deneyimdi. Yaşça benden büyüktü, ismi Cansu, soyadını öğrenmedim bile. Bazen keşke âşık olduğum biriyle olsaydı diyorum, ama genel olarak tanımadığım, umurumda olmayan biri olması benim için iyi oldu. Gergin değildim.
fiddy

 

Yaş:17 Yer: Bristol-İngiltere Sonuç: fiyasko

Lise 2‘yi bitirdiğim yaz, karne hediyesi olarak ailemin beni İngiltere’ye göndermesi neticesinde gerçekleşen olay. Dil eğitimini yanlış anlayan bendeniz, oral sekse balıklama atladığım için dilimi bir hayli geliştirmiştim. İçkiyle ilk tanışmam da İspanyol öğrencilerin bana litrelerce sangria içirmesiyle yine Bristol’de gerçekleşmişti. İlk deneyimlerin hepsinde olduğu gibi yoğun bir suçluluk duygusu ve bu muydu hissiyle eve dönmüş, uzun süre gay olmamam gerek diye cinnet geçirmiştim.

(bkz: sangria)
ahmetonski

 

12 ya da 13 yaş… Yer komşunun evi, zamanın meşhur koltuk örtülerinin altı. Yanımda benden 4 yaş küçük komşunun kızı ve biz öpüşüp vajina elliyoruz. O yılların bilinmezliği ve gizliliğiyle bu noktaya nasıl geldik hiç hatırlamıyorum. Hâlâ komşumuz o kızcağız. Tek fark şu an aynı dairede kocası ve oğluyla yaşıyor, ben ise hâlâ ailemle. Acaba o günü o da hatırlıyor mu, fazlasıyla merak etmekteyim fakat kukuşum yemiyor sormaya.

(bkz: kadın cinsel organın verilen isimler)
bettyfem

 

Sıcak bir yaz günüydü. Mahalleden arkadaşlar apartmanın garaj girişini kullanarak kale yapmıştık. Ben de oranın geçilmez bekçisiydim. Bazıları bana kaleci diyordu. İsimlere pek takılmam ama gardiyan falan dense daha hoşuma giderdi. bana doğru gelen her topu büyük şevkle karşılıyor hepsini tutmaya çalışıyordum. Hele ikili mücadelelerdeki o azim beni benden alıyordu. Her şey iyi güzel giderken birden kavga çıktı. Anlam veremediğim bir nedenden ötürü en yakışıklı çocukla baş başa kalmıştım. Aramızda sadece yuvarlak meşin vardı. Hep bir ağızdan “Topu tut lan, topu tut, kaleci.” diye bana avazları çıktığı kadar bağırıyorlardı. Ben daha hazır değilken çocuk topa vurdu. Hayvan öyle bir sert vurdu ki toptan kaçmak zorunda kaldım. Daha sonra arkadaşlarımın büyük tepkilerine maruz kalsam da ölmek için daha çok gençtim. Top uzağa gidince onu alma görevi bana layık görüldü. Apartmanın karşısına yeni yapılan sitenin içine kaçmıştı. Korkusuzca içeri daldım. Biliyorum ki topsuz dönsem beni top yerine koyup maç yaparlardı. (Aslında fena fikir değil.) Ortalık sessizdi. Topu aradım taradım bulamadım.

Tam ümitlerimi kesmişken sevgili bir amca topumla çıkageldi. Yüzündeki o sevecen, içten gülümsemeyi asla unutamıyorum. Beni yanına çağırdı. Başımı okşamaya başladı. Sevinç dolmuştu içim. Beni limonata içmeye davet etti. Şaşırmıştım aslında inşaat alanında limonata içmenin ne denli doğru olduğuna. Bir kafeye falan götürseydi ya. Arka tarafa geçtik. Yerde kartonlar serilmişti. Beni oraya oturttu, yanıma sokuldu hemen. Sıkıca sarıldı bana. Bütün bu olaylara anlam veremiyordum, neden bu adam beni görür görmez bu kadar samimi davranmaya başlamıştı? Herhalde memleketinden uzak olduğu için beni evladı yerine koydu diye düşündüm.

Hava sıcak diye gömleğini çıkardı. Hayatımda gördüğüm en kıllı insandı. Benim de üstümü çıkarmamı istedi. Ben de terli terli soyunmak istemedim. Sonra üşütüp hasta olsaydım annem gebertirdi. Yorulduğumu anlamış olacak ki uzanmamı istedi ve masaj yapmaya başladı. Her tarafımı ovmaya başladı. Öyle bir iyi gelmişti ki anlatamam. Birden öpmeye de başladı. Sevgiyle dolmuştu her yerim. Ama bu öpüşler ve ovmalar canımı yakmaya başladı. Gitmek istedim “Duurr, ahhhh, biraz daha…” gibi anlamsız iniltiler çıkardı. İttirip kalkmaya yeltendim (ki en büyük hata bu diyebilirim) beni tutup kendine çekti. Rahat değildim. Sırtıma bir şey batıyordu. Beni duvara yapıştırdı. İyice canımı yakmaya başlamıştı. Amca bırak beni ya demeye kalmadan bir acı hissettim arkamda. Gözyaşlarım sel olmuş makus kaderime ağlıyordum.

İyi kalpli amca beni duvarla birleştirmiş sanki oraya yapıştırmak ister gibi gidip gelip duruyordu. Acı birden anlatılmaz bir zevke dönüştü. Ağlayışlarım zevk çığlıklarına karıştı. Her şey bittiğinde bana ne olduğunu anlayamamıştım ama özümü bulmuş gibiydim. Topumu almış çıkarken bir grup insan geldi. Sanırım yardıma ihtiyacım olduğunu zannettiler. İçlerinden birisi koşup sarıldı. Diğeri de hemen arkasından geldi. Ve diğeri ve diğeri ve diğeri de… Son hatırladığım eve el arabasında götürdükleri.
cialisibitenmasumvatandas

 

Benim hangisi ilkti, hatırlamakta zorlandığım deneyim. Yani ilk eşcinsel deneyim deyince ilk bir erkekle oynaşmak, ilk bir erkekle anal seks yapmak, ilk bir eşcinselle sevişmek… Hangisi?

Efendim hepsini tek tek söyleyeyim o zaman:
İlk bir erkekle oynaşmak: Dayımın oğlu ve diğer akrabalarımızla oynadığımız oyun sırasında dayımın oğluyla birbirimizi ellememiz üzerineydi.

İlk bir erkekle anal seks yapmaksa eğer konu o çok can yakan bir deneyimdi.

İlk bir eşcinselle sevişmekse eğer deneyim, hayatımın en zevkli anlarından biriydi. O dakikadan sonra heteroseksüel erkeklere âşık olmaktan vazgeçtim, çünkü anladım ki hetero erkeklere âşık olmanın hiçbir çıkış noktası yok. Sonu hüsran, acı, yalnızlık…

İlk sevgilimse hâlâ devam ediyor. Benim ilişkilerdeki deneyimsizliğimi, acemiliğimi bütün o sevecen ve duygusal halleriyle 1,5 yıldır hep kapatan yüce insan… Bana sevmeyi öğreten, acele etmemeyi, her adımı birlikte ve güvenle atmayı, arkama baktığımda güvendiğim, sırtımı yasladığımda aklımda hiçbir şüphe bırakmayan insan… İyi ki var.
trchaser

 

Engin tecrübelerim ve sayısı belli olmayan kolilerim olmadığı için hatırlamak çok güç değil.

Kendimin farkına varıp da uzunca bir süre cesaret edememişliğin ardından netten konuştuğum bir adamla İzmir’de buluşup bir otel odasında birlikte olmuştuk. Kolinin ne demek olduğunu bilmediğim bir dönemdi. Hiç zevk alamadım, o da alamadı eminim. Onca yol teptik hadi sikişelim düşüncesi vardı ikimizde de. Sonrasında herkesteki gibi pişmanlık ve bir ton soru işareti oluşmuştu. Düşünün ki kendinizi eşcinsel hissediyorsunuz ilişkiye giriyorsunuz ve zevk alamıyorsunuz. Üstüne üstlük acısı ve vicdan azabı da cabası.

Bu olayın üstünden bir yıl geçti, o kadar bir süre hiç ilişki yaşamak bile istemedim.

Bir gün deli bir anıma geldi ve Growlr’dan tanıştığım ve bir haftadır telefonda konuştuğum adam ile İstanbul’da buluşmaya ve onda kalmaya karar verdim. O günün üstünden aylar geçti, hâlâ beraber olduğum, ilk defa zevk alarak ilişki yaşadığım ve sevdiğim adamdır o. Sadece ilk seks deneyimi değil her şeyin ilkini onunla yaşadım. Hayatımda sebep olduğu değişimler hiç bitmez umarım. Onun gibi biriyle bu ilkleri yaşamak benim için çok büyük bir şans.
anubis

 

Yazmazsam çatlarım diyeceğim bir andır, sonunda size itiraf ediyorum ayıcıklarım. Liseden mezun olup iş hayatına balıklama daldığım bir dönemde oldu, o zamana kadar gay olduğumu fark etmeme rağmen konduramadım, neyse… Aynı sınıfta olduğum hayli serseri ve bana öldüresiye yakışıklı gelen (Şimdi sorsanız kıçıma kaş göz çizsem ondan güzel olur, erkek mi o be derim.) arkadaşımla Büyükçekmece tarihi köprüde yürüyüşe çıktık, içimde kabaran hormonlarla çıkıştaki ormanlık yerde oturmaya zorladım çocuğu, daha sonrası ateşli bir ön sevişme ve oral ile bitti. İlk anal deneyimim de yakışıklı berberimle yaptım en zevk aldığım tek seksim olarak hâlâ tarihe geçmektedir.
dieyoung

 

Hüzünlü bir müzik eşliğinde, hüzünlü mısralarla…

Orta birinci sınıftı, sınıf arkadaşımdı, onunla el ele tutuşma isteğiydi, karşılıklıydı…

Onun yanında olma isteğiydi her şey, bir şey yaşanmasa da – ki yaşanmasın küçüğüz zaten-. Hemen ardından garip bakışları fark ettim, garip bakışlı insanları. İki erkek çocuk birbirine çok yakın, el ele tutuşuyorlar, ayrılmıyorlar. Sonra ne yaptığımı fark ettim, ne olduğumu ve nasıl hissettiğimi gördüm.

Hep bilirdik ne olduğumuzu hissederiz zaten de, o garip bakışlar yok mu? İşte o garip bakışlı insanlar sana anlatıyor kim olduğunu, hiçbir şey olmadığın halde. Eşcinsel olmamı homofobik insanlar sayesinde keşfetmiş oluyorum bu durumda. Ya ben ortaokula kadar çok saftiriktim ya da insanlar çok pislik.

Dünyamı başıma yıktınız lan, daha küçücüktüm, beyinlerinizle yasak dediniz ve ben kurallara uyan çocuk, o arkadaşımla bir daha asla konuşmadım.

Şimdi nerelerde ne yapıyordur acaba? Umarım iyidir. Belki de senin dünyanı da ben yıktım, ilk kez terk edildi çocuk. Gel de hayattan nefret etme. Çünkü insan denen yaratık var içinde.
dangoz

 

Yaş olmuş 9-10. Her yaz olduğu gibi 2 haftalığına, Kastamonu’daki dayımların köydeki evine gidiyoruz. 4 kuzenim var orada, ben de tek çocuğum ve çok zayıfım o aralar. Aşırı zayıf ama kaburgalarım falan gözüküyor, düşünün artık. Bir erkek kuzenim benden 3-4 yaş büyük. Yani ergenlik dönemleri oluyor onun için. Libido tavanlarda sanırım. Olaylar nasıl ve hangi ara gelişti bilmiyorum ama o zamandan beri suçluyu hep o sandım. Ama düşündükçe aslında ben onu zorlamıştım. Evin altındaki ahıra sürükleyip, duvara yapıştırıp dudaklarımızın bütünleşmesini ben sağladım. Karşı koymadı, o da ayrı konu. Soğuk eller vücutlarda dolaşmaya başlar, kalpler yerinden fırlar. Ta ki abisi onu çağırana kadar. Ama bu küçük kaçamak böyle son bulmaz. O günün akşamı da bu yiyişme devam eder. Ertesi gün de devam eder. Sonra tatil biter ve ben İstanbul’a geri dönerim.

O günden beri yaz tatillerini iple çekmeye başlarım. Ama o olaydan sonraki ilk yaz tatilinde sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi olaylar kapanıverdi. O, şehre inip bir kafede çalışmaya başladı falan. Ama yine de ümidimi kaybettim ve ortalama 3 yıl boyunca sancılı dönemler geçirdim. Onun bana yaşattığı o heyecan, o ateş, beni kavuruyordu. Ama gel gör ki diğer yandan okulda kızlardan hoşlanıyordum. Ya da öyle sanıyordum çünkü en ufak bir duygu patlaması yoktu. Hiçbiri o yaz olanların yerini tutamazdı. Annem sorardı ilk defa bir kız için ağladığımda “Elini tutunca bir şey hissediyor musun?”. “Yok.” derdim, hissetmeli miydim gibisinden. Bunların hepsi tabi ki sürüye ayak uydurup “Ben de kızlardan hoşlanıyorum.” dememi sağlıyordu. Ama yüreğim başka dil konuşuyordu. Kuzenimle yaşadığım şey yanlış da gelmiyordu. Yine olsa yine yapardım.

Ama o zamandan sonra birkaç şey olmadı değil. Sınıftaki bir çocukla tuhaf şeyler yapıyorduk. Nedendir bilinmez, o gün okul bitince gelsene tuvalete demiştim. Orda da devam ederdik yiyişmeye. Gitmiştim salak gibi beklemiştim tuvalette. Her neyse, sonuç olarak kuzenimle bunu hiç konuşmadım. Gay mi yoksa hetero mu bilemeyeceğim. Ama gelmişim 20 yaşıma, halen o tür bir heyecan yaşayamadım. O sebepten kendisine bir teşekkür borçluyum. O olaydan sonra yaşadığım sancılı dönemleri saymazsak öpüşmek için çıldıran bir tipe büründüm. Yine de sağ ol.
karpuzsever

 

Biz kızlar genelde en yakın kız arkadaşımızla sarhoşken öpüşerek başlarız, ayık kafayla şakalaştığımız bir kız arkadaşımızla sevişince de ilk resmi deneyimimizi kazanırız.
freud14

 

İlk deneyimim sanırım çocukken oldu. İlkokula giderken apartmanda bir çocuk vardı. Sürekli penisime ve kalçalarıma dokunmaya çalışırdı. Hayat Bilgisi‘ndeki kopil gibi sürekli “Öpiyim mi?” diye sorardı. Ben de git lan, falan derdim. Bir kere dövmüştüm. Artık demiyordu. Sonra bir gün annemle pembe dizi izliyorduk. Brezilya dizisi, ne beklersin. Öpüşüp duruyorlar. Canım çekti. Bizim mahallede kızlar erkek gibiydi ve 8 yaşındaydık. Bu ibneye gittim bir gün, yağmur yağıyor, “Öpüşmek ister misin?” dedim. Öpüştük. Öpüşmeyle kalmadık, apartman boşluğunda seviştik. Bazen asansöre binip stop tuşuna basıp sevişirdik. 8 yaşındaydım.

Keşke biraz daha çocuk kalabilseydim.
morkalem

 

27 yaşındaydım, adam da 33 civarı. Profil sitesinde bana yazanlar arasında en eli yüzü düzgün, konuşulabilir duran kişiydi. Biraz mesajlaştık, hoşlandım. Bana öğlen saat ikide bilmem ne kafede buluşalım, dedi. Ben hemen yatağa çağıracak zannettiğimden garip gelmişti. Kalbim yerinden fırlayacak bir halde o kafeye gittim. Adamla buluştuk. Adam yakışıklı, hoş, sakin biriydi. Sohbete başladık yalnız inanılmaz gergindim ve çeneme vurdu. Konu aman eşcinselliğe, sekse gelecek falan diye ödüm patladığından bütün hayatımı, okullarımı, arkadaşlarımı, ailemi, her boku anlattım. İki saate yakın konuştuk. Daha doğrusu ben konuştum, o dinledi. Sakin bir adamdı, ben de karşısında heyecandan geberiyordum, Allahtan konu sekse mekse gelmedi diye çok sevinmiştim. Zira o durumda ne diyeceğimi kestiremiyordum.

Benim dilimde tüy bittiği vakitte adam “Şimdi bilmem nerede işim var, ona gitmem lazım ama istersen akşam yedide bana gelebilirsin.” dedi. Kabul ettim ve ayrıldık. Akşam yediye kadar evde kalpten gidiyordum. Yedide elimde bir şişe şarapla evine gittim. Güler yüzle karşıladı. Bir şeyler yedik. Sonra salonda koltuğun iki köşesine oturup konuşmaya başladık. Ben hâlâ çok gerginim, o “Okulundan memnun musun?” falan diye soruyor, ben iki saat anlatıyorum, sonra “Peki annen ne dedi?” diyor, ben gene anlatıyorum. Bir noktadan sonra bana anlatmaktan gına geldi, adama soru sormaktan ve beni dinlemekten gına gelmedi. Benim açık çaresizliğim karşısında zevk mi alıyordu bilmiyorum. Adamı arzuluyorum bir taraftan, bir taraftan ilk deneyim olacak diye paniklerdeyim, bir taraftan konu sekse gelecek, bana “Sen gay misin?” falan diye korkunç sorular soracak diye geberiyorum, durumum fena.
Gece saat on ikiye yaklaşırken artık hayatımın anlatmadık köşesini bırakmamış ve fena halde sıkılmış, ne yapacağını bilememiş, bok gibi bir haldeydim. İçimden “Allahlım ne olur, bir soru daha sormasın, lütfen!” diye geçiriyordum. Nasıl olduysa konuşmaların tükendiği o anda, birbirimize mal mal bakarken eliyle bana gel diye işaret yaptı. Artık demek ki o anı nasıl bekliyorduysam, hiç düşünmeden o hareketle hemen davranıp adama sarılıverdim, bir anda koltukta sarmaş dolaş olduk. Adamın sıcaklığı muhteşemdi ve o an herhalde hayatımda en çok rahatladığım andı (Zira uzun süreli bir açılma krizleri ve yalnızlık dönemi geçirmiştim). Artık daha fazla konuşmak, açıklama yapmak zorunda kalmamış olmak da çok rahatlatmıştı. Adama sarıldım ve uyku moduna geçtim, o mutluluk ve huzurla. Bir süre sonra öpüşmeye başladık falan, rüya gibiydi. Adam hem yakışıklı hem kibar hem tatlı, efendi falan. Yeme de yanında yat türünden biriydi sonuçta.

Bir süre sonra yatağa geçelim dedi. Geçtik. Üstünü çıkardı, pantolonunu çıkardı ve yattı. Ben de soyundum, girdim yatağa. Gecenin yarısı olduğu için adam uyku moduna geçmiş gibiydi. Ben adamın çıplak bedenini öpüyordum, bir taraftan da “Aman tanrım bu gerçek olamaz, yıllardır arzuladığım şeyleri yapıyor olamam, önümde taş gibi bir adamın çıplak vücudu, istediğimi yapabileceğim şekilde duruyor olamaz.” diye kafamda düşünceler dönüyordu. O anki duygularımı hiç anlatamam, çok karmaşıktı, heyecandan geberiyordum. Adamı yeterince öptükten sonra adam o mayışmış haliyle donunun kenarını kıvırdı, siki ortaya çıktı. Benim kafam karıştı o anda, pek sikten hoşlanan biri değilim, ama tabi adama biraz oral yaptım, sonra bıraktım, öpmeye devam ettim. Adam uyuyor gibiydi, daha fazla rahatsız etmeyeyim bari dedim, yanına uzandım, uyumaya çalıştım. Ama ne kadar beklediysem de kâr etmedi, heyecandan uyuyamadım bir türlü. En sonunda gece saat üçte falan, adam iyice uyuyorken ben çıkıp eve dönmeye karar verdim. Adamın üzerinden atlarken adam nereye falan dedi, dedim ben dayanamayacağım burada uyumaya, eve gidiyorum. Bir şey demedi, ben de toparlandım çıktım. Çok fena kezbandım yani hikâyenin özeti olarak benim için çok zor zamanlardı, keşke daha cool bir adam olsaydım ama maalesef.

Gece vakti adamın evinden dışarıya çıkmış, gecenin ayazında bisikletime binip okulun yurduna dönmeye çalışıyordum. Yaşadıklarımın heyecanı, ben ne yaptım şimdi gibi sorgulamalar ile kafam kazan gibiydi. “Artık dünyayı farklı gözlerle algılıyorum.” demiştim kendi kendime. Ben artık bir başkası oldum. Aklıma o anda Interview With The Vampire filminde, vampir olduktan sonra dünyayı artık farklı gözlerle görmeye başlamış Brad Pitt‘in halleri gelmişti. (Valla uydurmuyorum.)

Issız sokaklardan bisikletimi süre süre yurda geldim, yukarı bizim kata çıktım. Katta cumartesi gecesi partisi vardı fakat gecenin 3‘ü olduğundan millet orada burada mayışma/yiyişme moduna girmişti. Hepsinin arasından süzülerek odama gidip hemen yatmak istiyordum. Koridorda tırım tırım yürürken karşıdan yakın arkadaşım “Vay abim, nerelerdesin sen ya?” diye çıkıverdi. O an panikle, yakalandım korkusuyla hemen kolumun tersi ile dudaklarımı sildim. Sonra da koluma baktım, iz yoktu. Sonra da salak salak gülmeye başladım, arkadaşım neden güldüğümü anlamadı, sarhoş olabileceğime verdi, ben de iyi geceler deyip odama girdim.

Evet, olası bir ruj lekesini silmek üzere kolumla dudaklarımı silmiştim gayri ihtiyari. Oysa bir adamla olmuştum bu sefer, ne ruju?
mimar

 

17 yaşındaydım, hatunla bir arkadaşımın lezbiyen ama çok iyi biri demesi ile tanıştım. Dört beş ay kadar konuştuk sonra beklenen buluşma gerçekleşti. Görür görmez acayip bi elektrik oldu aramızda, ikinci buluşmamızda beraber olduk. Dört saat falan sürdü, gerçekten inanılmazdı. Beraber olduğum en güzel ve en özel kadın olarak tarihe geçmiştir kendileri. Hâlâ arada bir görüşürüz tabi arkadaş olarak.
corby

2. SAYI
HOMOJEN
Okumak İçin Tıklayın!
İndirmek İçin Tıklayın!




2 Comments on Ayı Sözlük yazarları anlattı: İlk eşcinsel deneyimim

  1. Sistemli bilgi alamadığımız ve kaş göz yara yara kendi yolumuzu bulmaya çalıştığımız bu konuda Türkçe içerik sağlayarak önemli bir yeri doldurmuş oldunuz diye düşünüyorum. Teşekkürler.

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*