İlişkiler: Varış Noktası

İlişkiler: Başlangıç Noktası ve İlişkiler: İlerleme Noktası yazılarını bu yazıdan önce okuduğunu varsayıyorum.

İlişkilerdeki başlangıç noktamızı gözden geçirip doğru kurguladık. Her ilişkinin merkezinde kendimizle kurduğumuz ilişkinin yattığını fark ettik ve kendimizle kurduğumuz ilişkiyi düzelttik önce. Kendimizi gerçek anlamda ve bütünüyle sevmeye başladık…

İlerleme noktamızı da gözlemleyip yeniden kurguladık ve bu kurguyu taviz vermeden uyguladık. Kendini severek var olma haline geçtik. Bunu hiçbir durumun -en çok da kendimizin- değiştirmesine asla izin vermedik. Kendimizi kendimize duyduğumuz sevgiye sabitledik! Ve hayatımızdaki değişimleri yaşayarak görmeye başladık…

Peki, nihai hedef, varacağımız yer neresi?

“Büyük İdealimiz” ne?

Varış Noktamız: Kendini gerçekleştirme!

Amerikalı psikolog Abraham Maslow’a göre, insan doğasının ihtiyaçlar piramidinde en tepede yer alan kavramdır kendini gerçekleştirme. Maslow’ un ihtiyaçlar hiyerarşisini burada uzun uzun anlatıp seni ansiklopedik bilgilere boğmayacağım. Fakat ders kitaplarına geçmiş bu önemli teoriye genel hatlarıyla göz atmak istersen buraya bir link bırakıyorum: https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Maslow_teorisi

Maslow’a göre kendini gerçekleştirme; insanın, özünde var olan potansiyelini açığa çıkarması ve bu potansiyeli en mükemmel şekilde kullanabilmesidir. Bana göre de, Maslow’un tanımının da kapsadığı gibi, kendini gerçekleştirmek EŞİTTİR kendini mutlu etmek ve bu mutluluk halini çaba sarf etmeden sürdürebilmek. Kurguyu iyi yaptığımızda pekâlâ işleyecek bir sistem bu. Bunu açıklamak biraz zamanımı alabilir, umarım sabır gösterirsin…

“Ne için yaşıyoruz?” sorusuyla başlamak buradaki doğru başlangıç olabilir. Bunu biraz birlikte düşünelim… Para kazanmak, ruh eşini bulmak, hayallerinin işini kurmak… Bunlar çoğumuzun teklemeden sayacağı ilk cevaplar olur. Bu cevaplar daha da çeşitlenebilir; Ünlü olmak, milyoner olmak, aile kurmak, çocuk sahibi olmak… Ama bunların hepsi yanlış cevap! Bunlar sorunun cevabı değil, seni cevaba ulaştıracak basamaklar. Ne için yaşadığımızın en olası cevabı, mutlu olmak ve bu mutluluğu kolayca sürdürebilmek olabilir. Para, eş, iş, çocuk, seni bu nihai hedefe ulaştıracak, seni bu varış noktasına bağlayacak noktalardır. Tüm bu hedefler gerçekleştikçe seni nihai mutluluğa ulaştıracaktır.

Buraya kadarki kısım, kendini gerçekleştirmenin büyük bir bölümünü oluşturur. Kendini bilmek ne istediğini bilmektir, ne istediğini bilmek seni neyin mutlu edeceğini bilmektir… Bunları bilerek hareket etmek de seni kendi varış noktana ulaştıracak doğru metottur. Buna “farkında olarak yaşamak” ya da kısaca “farkındalık” da diyebilirsin… Birçok nokta arasından seçtiğimiz kendimize uygun noktaları, birbirlerine kalemle çizerek birleştirdiğimiz ve uzaktan baktığımızda bize anlamlı bir şekil gösteren bir bulmaca gibi düşünebilirsin bunu… İşte bu çizimle ortaya çıkan resim de senin mutluluğun oluyor…

Mutluluğu çaba sarf etmeden sürdürebilmek de kendini gerçekleştirebilmenin diğer büyük önemli kısmıdır. Bu, ilerleme noktandan da hatırlayacağın üzere, bir “olma” halini gerekli kılıyor. Yani uzun bir evre… Mutluluğu hazmetmeni, mutlu olma halini tüm hücrelerine nüfuz ettirmeni gerektiren bir süreç bu.

Uzun süre kendini mutlu hissedememiş biri,  hayatına giren bu yeni duyguyu, yani mutluluk hissini, ilk başta anlamlandıramayabilir. Hatta bu yabancı his onu itebilir, korkutabilir. Önce bunu fark etmen gerek. Yoksa sonunda ulaştığın bu mutluluğu hiç etmek ve kendi kendinin sabotajcısı olmak istemezsin, değil mi? Bu yüzden, öncelikle kendi içindeki sabotajcıları fark etmen ve onları sürekli olarak kontrol altında tutman gerek. Böylelikle mutluluğu tüm hücrelerine yayıp tüm benliğinde hissedebilir ve mutlu olma halini sürdürebilirsin. Bin bir emekle birbirine bağladığın noktaların oluşturduğu o anlamlı resmi hatırlıyor musun? O resmi zihninde her daim canlı tutarak mutlu olma halinde kalmayı kolaylaştırabilirsin.

Fark et… Kendinle ve çevrendeki tüm varlıklarla kurduğun ilişkilerin merkezinde kendine duyduğun hisler yatıyor. Hayatında her ne olursa olsun, bu hisleri olumlu bir noktada tut. Çıktığın yolda seni daha iyi bir noktaya, daha olumlu bir ruh haline götürmeyen her unsuru gör -sabotajcılarını fark et- ve onlardan kurtul. Varış noktanın neresi olduğunu aklında tutarak yaşa. Gerektiğinde metotlarını daha iyi bir “sen”e ulaşmak için güncellemekten çekinme. Pusulan her zaman mutluluğun olsun. Mutlu ol ve bu mutluluğu yay. Tüm dünyayı kurtaracak ve çok daha mutlu kılacak “olma hali” işte böyle başlayacak…

Hazırlayan: Dr. Androjen