Dini bir homodrama hikayesi: Sebastiane

İngiliz sinemasının slalom dışı işlerle tanınan ve alternatif eşcinsel sinemanın sayılı isimlerinden biri olan Derek Jarman ile  Paul Humfress ortaklığı olan film, aslında dini imajı ile öne çıkmak isteyen bir durum sineması örneği.

futurelavirs

Sebastiane’ın okla vurularak azizlik mertebesine ulaşmasını konu alan film, Roma İmparatorluğu döneminde oldukça aleni şekilde yaşanan homoseksüel hayat üzerinden konuyu irdeliyor. Bu nedenle film, genel tanım olarak veri tabanlarında sunulan homoerotik olmaktan çok homodramatik. Lakin filmi izlerken erotik duyuların açığa çıkması bir yana yer yer istismar ve gerilim öğeleri ile irkiliyorsunuz.

Emperor Diocletian karakterini canlandıran Robert Medley’in Sebastian olarak karşımıza çıkan Leonardo Treviglio üzerinde uyguladığı ve yer yer adamlarına uygulattığı cinsel şiddet içerikli baskı finalde Sebastiane’ın işkence ile öldürülmesiyle son buluyor.

Yönetmen Derek Jarman’ın uzun metrajlı ilk filmi olan Sebastian, sıra dışı konusu yanında tamamının Latince çekilmesi ve filmde çok az kostüm kullanılmasıyla da dikkat çekici. Oyuncular filmin genelinde çırılçıplak. Erkek yapıyı küme olarak ele alan ve filmde kadın oyuncuya yer vermeyen Jarman, bir anlamda erkeğin erkeğe olan yeterliğine de dikkat çekiyor.

2009 yılında 28. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen film yaşanan onca tartışmaya rağmen Beyoğlu ve Kadıköy sinemalarında gösterime girmiştir. Filmin Latince çekilmiş olması ve İngilizce alt yazılı halinin pek bulunmaması nedeniyle Türkçe alt yazılı şekilde izlemiş olmanın keyfi kendi adıma söylemem gerekirse bir başkaydı elbette.

Bağımsız eşcinsel sinemadan ve durağan vizör algısından hoşlanan izleyicilerin mutlaka izlemesini önerdiğim film, Jarman’ın alternatif pop-rock dünyasına İngiliz gelenekleri çerçevesinde göndermeler yaptığı Jubilee (1978) ve kişisel renk zevkinin film olarak açığa çıktığı Caravaggio (1986) gibi hayli kişisel ve yalın bir anlatım tekniği ile izleyiciyle buluşuyor. Bu anlamda yönetmenin sinema algısı hakkında fikir sahibi olmak isteyenlere 1970-1976 arası dönemde çektiği kısa filmleri izlemelerini öneriyorum.

Filmin uluslararası alanda ün kazanması ve festivallerin aranan filmlerinden biri olmasının sebeplerinden biri de kuşkusuz müziklerine imza atan Brian Eno. “New age” ve “Ambient” müziğin babası kabul edilen Eno, filmin dramasına uygun olarak her sahne için özel şarkılar bestelemiş. Örneğin filmin başında yer alan sarayda seks partisi ve sperm banyosu sahnesindeki müzik ne kadar çılgın betimlemelerle dolu ise Sebastiane’ın öldürüldüğü sahnedeki sesler bir o kadar hüzün görselli.

 

2. SAYI
HOMOJEN
Okumak İçin Tıklayın!
İndirmek İçin Tıklayın!




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*