Gezi: Kapadokya

Uzun zamandır eşimle çıkmayı düşündüğümüz Kapadokya seyahatine nihayet 30 Mayıs ‘ta çıkabildik. Gitmeden önce Booking üzerinden bulduğumuz Göreme Palace Stone Otel’e yola çıkmadan neredeyse bir saat önce rezervasyon yaptırmıştık.

Hazırlayan: Nehir Bakır

Rezervasyonu takip eden yarım saat içinde bilgilendirme için otelden aradılar. Daha sonra ise oteli rahat bulabilmemiz için konum gönderdiler. Kendi aracımızla Ankara’dan çıktığımız yolu yaklaşık üç buçuk saatte tamamlayarak Göreme’ye vardık. Otelimize yerleşmenin akabinde gün batımını değerlendirmek üzere tura çıktık. Merkezi aynı zamanda manzaraya hakim bir konumda olan Viewpoint Cafe-Restaurant dikkatimizi çekti. Oturduğumuzda ise gerçekten manzaranın izlenebileceği en güzel konumlardan biri olduğunu fark ettik. Kızıl Vadi, Gül Vadisi ve Aşk Vadisi’ni tam karşıdan seyredebiliyorsunuz. Burada yöresel testi kebabını denedik. Restaurant’ın mezelerini ise kesinlikle tavsiye ederim. Taze ve lezzetliydi. Müzikleri ise ortama uygundu.

Daha sonra Göreme Milli Parkının bir kısmını yürüyerek dolaştık. Biraz tepe tırmanışı yapıp Göreme’yi farklı bir açıdan seyrettik. Yol yorgunluğumuz ve saatin ilerlemesiyle birlikte birinci günümüzü sonlandırıp otelimize dönüş yaptık.

İkinci günümüzde planımız Kapadokya bölgesindeki yeraltı şehirlerini gezmekti. Öncelikle bize daha yakın olan Kaymaklı Yeraltı şehrinden başladık. MüzeKart ya da iş bankası kartınızla ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz. İçerisinde o dönemin insanlarının uzun süre dışarı çıkmadan ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yaşam alanları mevcut. Toplamda 8 kattan oluşan yer altı şehri ışıklandırılmış ve ok işaretleriyle gezilecek yönleri gösteriyor. Aynı şekilde çıkış da yine ok işaretleriyle gösteriliyor. Astım, kalp ve kapalı alan korkusu gibi rahatsızlıkları olanların girmesi önerilmiyor. Rahatça gezebilmek için uygun kıyafetler giymek önemli. Çünkü alçak tavanlı ve dar koridorlardan geçeceksiniz. İçeride şarap mahzeni, ibadet yeri, kiler, oturma odası ayrıca dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı aldıkları önlemler ve havalandırma boşlukları dönemin insanlarının neler yaptıkları ile ilgili sizi hayran bırakacak detaylardan.

Kaymaklı’dan sonra diğer bir yeraltı şehri olan Derinkuyu’ya doğru yola çıktık. Eğer navigasyonu kullanırsanız kendinizi bizim gibi alakasız boş bir arazide bulabilirsiniz. Navigasyon eski yolu veriyor. Bu küçük uyarı da burada dursun. Yolu çevrede ilk gördüğümüz yöre sakinlerine sorarak Derinkuyu Yeraltı şehrini bulduk. Yine MüzeKart kullanarak ücretsiz giriş yapabileceğiniz bu yeraltı şehrinin tarihi Kaymaklı’ya göre daha yakın bir tarih olan M.S. 2.yüzyıla ait. Kaymaklı’nın tarihi ise M.Ö.3000 yılına kadar gidiyor. Derinkuyu’nun koridorları ve yer-tavan mesafesi Kaymaklı’ya göre daha rahat hareket alanı sağlıyor. Buraya yerleşenler, Romalıların zulmünden kaçan Hristiyanlar, kendilerine rahat ibadet edebilecekleri ve korunabilecekleri yaşam alanları inşa etmişler. Yeraltı şehrinden çıktıktan sonra hemen çıkışta iki küçük gönüllü rehber bizi Derinkuyu ile ilgili bilgilendirmeye başlıyor. Daha sonra yeraltı şehrinin hemen yanı başındaki Üzümlü Kilise ile ilgili de yapımı ve tarihiyle ilgili bizi bilgilendirdiler. Birkaç sene öncesine kadar Yunanlar senede bir kere ayin yapmaya buraya geliyorlarmış. Şimdi ise kapalı ve maalesef etrafına yazılar yazılmış başıboş bir yer gibi.

Derinkuyu gezimizi sonlandırdıktan sonra rotamızı Ihlara Vadisi’ne çevirdik. Yaklaşık 1 saat süren yolculuktan sonra Aksaray’ın Güzelyurt ilçesine bağlı bu turistik doğa harikasına varıyoruz. Müzekart avantajıyla ücretsiz bir şekilde giriş yaptığımız vadiye bol basamaklı merdivenlerden inip Melendiz çayı kıyısından yürümeye başlıyoruz. Ramazan ayı sebebiyle oldukça sakin olan kanyonu eşimle beraber bize özel bir yermiş gibi gezerken gördüğümüz kiliselerin içine tek tek girip figürleri yorumluyoruz. Girmeden önce bu kiliselerle ilgili bilgi kitapçıkları giriş yapılan yerdeki ofisten edinilebilir. Yürüyüşümüz boyunca hem hava koşullarının yürüyüşe elverişli olması hem de vadinin doğal güzelliği bizi kendine hayran bıraktı. Çok huzurlu bu vadiye mutlaka gitmelisiniz. Yaklaşık bir saat yürüyüşün sonunda önümüze ilk çıkan dinlenme yerinde mola verip suyun üzerinde kuş sesleri eşliğinde güzel gözlemelerimizi afiyetle yedik. Daha sonra Ihlara gezimizi bitirip güzel Göreme’ye geri döndük.

Üçüncü gün için planımız Ürgüp’e gitmekti. Buraya kadar gelmişken Ürgüp’e gitmemek olmazdı. Aslında Ürgüp hepimizin bir zamanlar sıkı takipçisi olduğumuz Asmalı Konak dizisi (daha sonrasında da birçok dizi çekildi) sayesinde gözümüzün aşina olduğu bir yer. Asmalı Konak içinde bir küçük oda yöresel kıyafetli bebeklerin sergilendiği bir müze haline getirilmiş. Giriş için 3 TL ödedik. Ve yine hemen girişte dizideki bazı karakterlerin resimleri çerçeveli olarak duruyor. Üst katta ise Seymen’in odası, oturma odası ve ayrıca teras mevcut. Yatak odasına giriş yapamıyorsunuz. Kapıdan seyretmekle yetindik. Alt katta ise kocaman bir avlu ve gümüş takıların bulunduğu bir mağaza bulunuyor. Biz de avlu içindeki kurulan televizyonun önünde kendimize iki Türk kahvesi söyleyip diziyi seyretmeye başladık.

Eski anılar ve bölümler gözümüzde canlandı. Konak gezimiz sonrası Ürgüp’ü turlamaya devam ettik. Buraya gelmeden önce adını çokça duyduğumuz Turasan Şarap fabrikasının satış kısmına uğradık. Birbirinden lezzetli şaraplarının tadına bakıp diğer ürünlerine de bir göz attık. Hafta içi üretim yapıldığı için görmeye çok müsait olmadığını öğrendik. Alışverişimizi yaptıktan sonra acıktığımızı fark edip rastgele turlamaya başladık. Araba park yeri sorun olduğu için epey dolaştıktan sonra Zeytin Cafe& Ev yemekleri isimli mekan dikkatimizi çekti. Oldukça mütevazi olan bu küçük restaurantın camındaki tripadvisor ve lonely planetten tavsiyeli mekan etiketleri ise buraya olan ilgimizi daha da arttırdı ve kararımızı buradan yana verdik. Bize mantılarını tavsiye ettiler. Mantı kesinlikle mükemmeldi. Mutlaka denemelisiniz. Karnımız doyup enerjimizi alınca çarşıda turlamaya devam ettik. Envai çeşit baharat dükkanları ve hediyelik eşya dükkanlarını gezdikten sonra tepede örnek bir Ürgüp evini gezdik. Biraz da manzaraya daldık. Ancak hava koşulları sebebiyle Balona binemediğimiz için aklımız Göreme vadilerinde kaldı. Göreme’ye dönüp Vadilerdeki gün batımı manzaralarını izlemek için at turu satın aldık. Bu gerçekten eğlenceli bir deneyim. Hem manzara ve doğa, hem de aktivite arayanlar için kesinlikle tavsiye edilir.

Gül Vadisi, Aşk Vadisi ve Kızıl Vadi’den geçerek Çavuşin köyünde mola verdik. Ve yine aynı güzellikteki manzaraları seyrederek geri otelimize dönüp, Kapadokya gezimizi burada sonlandırdık. Eğer dönüş yolunu da değerlendirmek istiyorsanız ve biraz da maneviyata ihtiyacım var diyorsanız Hacıbektaş’a uğrayıp bu gönül ereninin ocağında maneviyatınızı besleyebilirsiniz.




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*