Demet Yanardağ yazdı: Kadının kadına uyguladığı şiddet!

Özgürlük bir savaşmış, aşk bir savaşmış, yaşamak bir savaşmış, hayat baştan kıça dek savaşmış. Ne çok seviyoruz be savaşı! Savaşı çok severken hatta her şeyle savaşmayı becerirken bir şeyi atlıyoruz: “Kendi zihniyetimizle savaşmayı!”

Kendimizi pek sevmiyoruz galiba, kendimiz için bir şey yapmıyoruz. Kendimiz için süslenmiyoruz da sadece dışarı çıkarken uyumlu kıyafetler seçiyoruz, makyajımızı yapıyoruz, fönümüzü çekiyoruz. Hep bir beğenilme kaygısı… Beğenilme isteğimiz tavan yapmış. Bu denli şekilci bir toplumda kendimize dikkat etmeliyiz sonuçta. Sonra rakiplerimiz nasıl giyinmiş? Neler yapmış? İyice bir süzeriz. Erkeklerin başkasını beğenmesinden korkarız. Bir kadınla olabilmek için deli gibi para harcayan erkeklerin yaşadığı bir ülkede biz kadınlar genellikle birbirimizi yeriz. Erkekler de erkeklik gururlarını pekiştirir bu şekilde.  “Kadının fıtratında ait olmak var.” diyen beyinsiz erkekler türer durur. Genellikle kırsal kesimlerde hatta bazen metropollerdeki gelin kaynana kavgasını açıklayamaz bu düşünce!

Tüm bu keşmekeşlikten, hengâmeden uzak durmaya çalışan ben dışarı çıkarken çok özen göstermem kendime. Nasıl olsa diğer kadınların süslenip püslenip elde etmek için ya da elinde tutmak için savaştıkları erkeklerin büyük bir kısmı ayda bir de olsa gelip bana para verir, üstüne bir de kraliçem diyerek övgüler yağdıracak potansiyeli taşırlar. Bu durumda ben ne mi yaparım? Sabah kalkar, duşumu alır, kot pantolonumu ve tişörtümü giyer, saç baş dağınık ve makyajsız bir biçimde otobüse binerim.  Evimden Alsancak’taki ofisime gidene kadar büyük bir zevkle insanları izlerim.  Halk olarak pek severiz zaten milleti dikizlemeyi!

Önce yaşlı bir teyze biner otobüse. Sonra genç kadın oturur durumda ve pek umursamazken başka olgun bir adam yer verir genellikle. Ardından genç, güzel, bakımlı bir kadın biner ve otobüsteki erkeklerden çok kadınlar bakar! Önce ayakkabılarını, sonra eteğini, sonra bluzunu ve makyajını ya da saçını iyice bir derinden süzer. Eğer genç kadın gerçekten güzelse diğer kadınların gözleri kısılır. Kıskançlık ve fesatlık akar o gözlerden. Erkeklerin bakışındaki elde etme isteği çok açıktır ama kadınların bakışları çok daha alttan ve keskindir. Yani tabiri caizse “öküzün trene baktığı gibi” bakmaz kadın. Biz kadınlar da başka kadınların bakışlarındaki tacizi umursamaz ama erkeklerin tacizine maruz kalmaktan korkarız. Yaman bir çelişkidir bizimkisi. Hem beğenilmeyi isteriz hem de erkeklerin naif bir şekilde beğenmesini. Oysa kadının fıtratı yerine erkeğin fıtratını tartışsak ne çapanoğulları çıkacak kim bilir!

Yine fark etmediğimiz bir kadın şiddeti daha vardır ki pek tehlikelidir: “Sevdiği uğruna her şeyi göze alan kadın”. İşte bu kadınlar çok sever, öyle çok sever ki severken aşkı öldürür ve bunun farkına bile varmaz. Köpek gibi sever, dahası köpek sever gibi sever. Öyle çok sever ki karşısındakinin kendisini sevmesine izin bile vermez. Sonunda hazin son ve aldatılma gelir. Onun sahiplendiği erkek ilk fırsatta boynuzu takar, gider kafa dağıtmaya. Hatta seks işçisine para verir, bu boğucu sevgiden kaçmak için.

Aldatılan kadının hışmı erkeğinden çok yine aldattığı kadını yakar. Deliye döner, hatta yakalarsa o kadının saçını başını yolar ama nedense sahiplendiği erkeğine aynı hışımla yaklaşamaz. Seviyordur ya, o yüzden suçlu diğer kadındır. Ayartmıştır zaar! Sanki burada değil de başka bir yerde filan yaşıyoruz gibi her kadının erkeği ile yatmaya potansiyeli var sanır. Oysa burası Türkiye’dir ve erkek istemedikten sonra hiçbir kadın kafasına silah dayamaz. Kadının gözünde yine kadın suçludur. Annesinin kendisine uyguladığı şiddeti kendisi de başka kadınlara uygular: “Şşşşşt dokunma orana, kapat kukunu, gösterme kimseye!”

Sürekli “erk-ek” şiddetinden bahsederken kadının kadına uyguladığı şiddetin boyutunu da tartışmaz oluruz. Erk zihniyete bu denli tolerans tanıyıp birbirini yiyen kadınların olduğu bir ülkede cinsiyet ayrımcılığına değinmek hangi ezilen gruba kalacak merak ediyorum.

Aldatılan kadına, başka kadınlara saldırmak yerine şu tavsiyede bulunuyorum: Geçin tv karşısına, Müjde Ar’ın bütün filmlerini izleyin. İçinizdeki kadını özgür bırakın. Belki o zaman başka kadınlarla savaşmak yerine yaşamayı öğrenirsiniz!

2. SAYI
HOMOJEN
Okumak İçin Tıklayın!
İndirmek İçin Tıklayın!

1 Trackbacks & Pingbacks

  1. 2. SAYI – HOMOJEN

Comments are closed.