Ayrımcılık ve Nefret Suçu

Latince discriminare sözcüğünden gelen ayrımcılık; devletin, toplumun bazı üyelerinin ya da bireylerin ötekilere sağlanan hak veya ayrıcalıklardan yoksun bırakılmasıdır. Kısıtlama, reddetme, dışlama ayrımcılık olarak nitelendirilebilir eylemlerdendir. Bir kişinin farklı özelliklerinden dolayı siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel haklardan yararlanmasına engel olmak ayrımcılıktır. Ayrımcılık ırk, cinsiyet, yabancı, din ve engelli ayrımcılığı şeklinde olabilir.

Hazırlayan: Evrimparis

 

TCK 122. Md.  başlığı “ayrımcılık ve nefret” suçu olarak nitelenmesine rağmen bağımsız olarak nefret suçu tanımlamasına gidilmemiştir. Sadece nefret saikiyle işlenen ayrımcılık eylemlerinin suç olarak tanımlandığını görmekteyiz.

Türkiye’de giderek yükselen ırkçılık, milliyetçilik, hoşgörüsüzlükten kaynaklanan nefret suçlarında bir artış olduğu görülmektedir. Anayasanın 10. Mdsi herkesin dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin eşit olduğunu belirtmektedir. Bununla beraber ceza kanununda 122. md işlenmiştir. Hukuki anlamda ifade etmek gerekirse ayrımcılık, insanlara karşı ön yargı ve düşmanlık duyguları ile davranmak olarak nitelendirilebilir. Ayrımcılık yasağı gerek ulusal gerekse uluslararası mezuatta ele alınmıştır. Fakat tüm bu düzenlemelere rağmen hiç kimse ırkçılık veya ayrımcılık yaptığı ya da nefret suçu işlediği için yargılanmamıştır. Bu suçtan yargılananların hemen hepsi birkaç istisna dışında hoşgörüsüzlükten kaynaklanan “nefret suçları”na muhalefet eden yazarlar, akademisyenler, insan hakları savunucuları olmuştur. Hepsinden önemlisi son yıllarda yaşanan sorun sadece yasaların uygulanma biçimi değil, toplumsal bir sorun olarak cereyan etmektedir.

Türkiye’de AGİT raporlarına yansıyan pek çok nefret suçu olmasına rağmen devlet tarafından söz konusu suçlar takip edilmemekte, araştırılmamaktadır. Nefret suçlarının önlenmesi için gerekli kurumlar oluşturulmamış, bu konuda çalışmalar yapılmamıştır. Bunun sonucunda nefret suçları ve nefret propagandası da cezasız kalmaktadır.

Nefret ve ayrımcılık suçu seçimlik hareketli suçlardandır. Madde metninde sayılmış fiillerden birinin işlenmesi ile suç oluşmuş olur . Madde metninde belirtilen seçimlik hareketlerse; ayrım yaparak taşınır ve taşınmaz malın satılmasının, devrinin veya kiraya verilmesinin engellenmesi; ayrım yapılarak bir kişinin işe alınması veya alınmaması; ayrım yapılarak bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasının engellenmesi. Nefret suçunun oluşabilmesi için failin ön yargı saiki ile hareket ederek ceza kanununda suç olarak düzenlenen eylemi kişi ya da gruba karşı aidiyet nedeniyle işlemesi gerekir. Nefret suçundan söz edilebilmesi için öncelikle işlenen fiilin ceza kanununda bağımsız bir suç olarak düzenlenmesi gerekir.TCK’da bu anlamda nefret suçu düzenlenmemiştir. Yasa koyucu burada açıkça 10 koruma grubu belirlemiş ve bu 10 koruma grubuna karşı seçimlik ve bağlı hareketleri suç olarak düzenlemiştir. Suç ve cezada kanunilik ilkesi gereği bu on koruma grubu dışındaki gruplara yapılacak fiiller bu suç kapsamında değerlendirilmemektedir.

Dolayısıyla mağdurlara karşı yapılan nefretin hukuki korumasını ceza kanunundaki diğer suçlara sığdırma yoluna gidilmekte ve mağdurların daha fazla mağdur edilmesine sebebiyet verecek yargılama süreci yaşanmaktadır. Kanunda bu suçun oluşturulması için beklenen hareketler ya kazuistik olarak ele alınmamalıdır ya da herkesi her kesimi kapsayıcı ifadelerle yargıçların önü açılmalıdır.

 




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*