Bağımsız sinemada 2 eşcinsel korku prototipi

Baron Frankenstein vs. Count Dracula

Korku sinemasında sıklıkla kullanılan ve hep karıştırılan Frankenstein ile Dracula’nın deneysel yükselişi.

Baron Frankenstein, Alman oyuncu Udo Kier tarafından canlandırılan Andy Warhol destekli, Paul Morrissey ve Antonio Margheriti filmi Flesh For Frankenstein(1973)’deki hayli karmaşık eşcinsel karakterdir. Hayalindeki canavarı yaratmak için akla hayale gelmeyen yollar bulan Baron, filmde uygun insan bedenin yaratmak için de çocukları hatta kadınları dahi kullanmıştır. Warhol-Morrissey sinemasının aşırılıklar içeren avangard geleneğinin bir sonucu olarak baron hayli kan ve vahşet meraklısı gösterilmiş, filmde organik korku sinemasını trash sinemaya yaklaştıran abartı ve fantastik ögeler de kullanılmıştır. İnandırıcı olmaktan uzaklaştığı için sık sık eleştirilen film, her şeye rağmen dönemin en yaratıcı yorumlarından biridir.

Baron’un karşısına Nicholas karakteri ile bir dönem Andy Warhol’un erkek sevgilisi olduğu bilinen Joe Dallesandro konulmuş, Dallesandro’nun o dönem Warhol’un bağımsız erotik filmlerinde yer alması nedeniyle bu filme de yer yer pornografiye yaklaşan sahneler konmuştur. Bilhassa Monique van Vooren gibi yaşça büyük bir kadının o dönem hayli genç olan Dallesandro’nun filmde cesurca sevişmesi hep bu temayülün sonuçlarıdır.

60’ların sonundan itibaren underground sinemanın gözde oyuncularından olan joe, gay porno dergilere de soyunmuş ancak parasal kaygı taşımaması nedeniyle porno filmde yer almamıştır. Joe’nin Warhol’dan sıkıldığı haberlerinin çıkması üzerine jest olsun diye bu filmde oynatıldığı da diğer söylentilerden biridir.

Öyle de ya da böyle Baron Frankenstein ve yanındaki diğer korku eklentileri bağımsız korku sinemasının önemli dönüm noktalarından biri olmuştur.

Flesh For Frankenstein(1973)’in maddi yönden gösterim desteği bulamaması, festivallere açmak yerine şehir sinemalarına sunulması ve burada da yasaklanması ya da sansür görmesi nedeniyle eşcinsel Baron Fankenstein uzun süre geri planda kalmış, sinema literatüründe dahi yer almamıştır. 70lerin başında Avrupa’da, bilhassa İtalya ve İspanya’da bağımsız korku sineması pek çok ismi şöhret ederken Amerika çıkışlı bu filmin önemsenmeyişi cidden hayret uyandırıcıdır. Baron karakterinin cinsel tercihi tartışma konusu olmuş, yapım ve Andy Warhol bu karakterin eşcinsel olduğunu açıklamıştır. Filmin 25-30 yıl sonra festivallere düşmesi üzerine ancak hakkı olan şöhreti geri verilmiş, Udo Kier önemli bir alt korku sembolü olmuştur.

Flesh For Frankenstein’ın 1973 yılının ses getirmeyen işlerinden biri olması üzerine, deneysel ısrarını sürdüren Andy Warhol bu kez mutfağa bizzat geçmiş Blood for Dracula(1974) adıyla Paul Morrissey’e yeni bir film yaptırmıştır. Kadroda yine Joe Dallesandro’ya yer veren ekip bu kez Udo Kier’e Count Dracula rolünü biçmiştir.

Udo Kier bu kez her türlü tartışmadan uzak şekilde gayet eşcinsel bir vampirdir. Yüzlerce yıldır en çok kullanılan korku filmi teması olan Dracula ve kan emiciliği bu filmle en özgün bakış açılarından birini kazanmıştır.

Countess Nadine Carody

İspanyol yönetmen Jesus Franco tarafından tamamı İstanbul’da çekilen trash-eşcinsel korku filmi Vampyros Lesbos (1971)’da yer alan vamp kan emici karakter. Yönetmenin fetiş oyuncusu Soledad Miranda tarafından canlandırılan karakter, tutkulu ve hırslı bir lezbiyen vampiri simgeler. Yönetmen devam filmi niteliğinde başka lezbiyen vampir filmleri de çekmek istemiş ancak Miranda’nın daha 27 yaşında iken gerçekleşen ani ölümü buna mani olmuştur.

Film bazılarına göre dünyanın en başarısız deneysel korku filmi, bazılarına göre de deneysel korku sinemasında yapılmış en iyi eşcinsel korku filmlerinden biridir. Kuşkusuz bunda yönetmen Franco’nun Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinde kabul görmeyen başarısı sebep olmuştur.

Türk hükümetinden alınan özel izinle İstanbul’da çekilen film, yoğun çıplaklık içeren sahneleri ile Franco’nun korku filmlerinde yer alan cinsel abartıyı simgeler. Öyle ki filme seks oyuncakları dahi konulmuş, sonra bu fikirden vazgeçilerek canlı kadın manken konmuştur. Soledad Miranda’nın dakikalarca süren striptiz sahnesi bu anlayışın ürünüdür.

Soledad Miranda filmde hırsları uğruna teker teker herkesi öldürürken güzel kadınlarla birlikte olmayı da ihmal etmez. Kan emici olgusunun sevişme ve akabinde öldürme ile noktalanması bu filmden sonra bilhassa 80’lerde en çok kullanılan alt konulardan biri olmuştur. Bonkörce soyunan Miranda, korkutmak ve ürkütmek yanında hoşlandığı her kadınla yatan duygusuz bir makine gibi davranmaktadır.

Türk Sinemasının salon filmleri ile meşgul olduğu ya da köy temalı dram filmlerinin çekildiği 70’lerde, Amerika ve Avrupa bağımsız sineması elindeki olanaksızlıklarla güzel filmlere imza atmıştır. Hatta Franco, İspanya’dan kalkıp İstanbul’a gelip eşcinsel korku filmi çekmiş, Türk sineması o dönemde deneysel hiç bir işe girişmemiştir. Hatta İspanya korku sinemasının İstanbul merakı bu filmle de sınırlı değildir. Jesus Franco 1969 yapımı Venus in Furs adlı gerilim filmini de İstanbul’da çekmiştir.

Hazırlayan: futurelavirs
1. Sayı

1. Sayı

Okumak için tıkla

İndirmek için tıkla




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*