Bir Dürtüselin LGBTİ+ Penceresinden Ahlakı

Dürtüsellik, kişilerde davranışları planlamada, istekleri ertelemede ve kendini durdurabilme becerilerinde zorlanmayla kendini gösteren bir durumdur. Dürtüsel olan kişiler genellikle yaptığı davranışlarda sonucu düşünmeden hareket eder, sabırsız davranır ve risk alırlar. Dürtüsellik kendini her alanda olduğu gibi cinsellik üzerinden de gösterebilir. Dürtüselliğin etkisi altındaki kişi herhangi bir yaş, statü, sosyal hayatın güvenliği ve korunup korunmama gibi durumları gözardı ederek kendisini güvensiz bir cinsel ilişki içerisinde bulabilir. Dürtüsellik bu noktada kişinin sosyal hayatını etkileyen ve riske sokan bir durum olarak ele alınabilir.

Dürtüsel mekanizmalarında genellikle gözlemlenen herhangi bir şekilde tetikleyici bir unsur olsun veya olmasın kendisini iyi hissettiği veya iyi hissetmediği anda kendisini bir cinsel ilişkinin içinde bulmasıdır. Yani herhangi bir etmene bağlı olarak gerçekleşiyor gibi toplum gözünde bir algı olmasına karşın herhangi bir faktör ortada olmazken de gözlemlenebilir. Cinsel birlikteliğin ardından kişide yoğun bir suçluluk ve pişmanlık duygusu gözlemlenir. Kişi genel olarak kendisini ahlaksız olarak tanımlar. Kişi bu süreçte kendine yönelik zarar verici davranışlarda bulunabilir. Daha sonrasında kişi kendisine bu durumu aşabileceğini aşılayarak kendisine daha fazla sözler vererek bir daha böyle bir ilişki yaşamayacağına dair kendini ikna eder. Bu sürecin ardından gerçekleşen bir cinsel ilişki ise kişiyi her seferinde daha fazla yormaktadır ve bu şekilde dürtüsel örüntü gerçekleşmiş olur.

Yazının devamında borderline sınırda kişilik bozukluğu teşhisi alan bir birey olarak kendi hayatımdaki pratiklerime ve edinimlerime göre kendi gözümden dürtüselliği aktaracağım.

Dürtüselliğin belki de en zor yanı, kendinizi yıpratmanız veya pişman olmanızdan ziyade kendinizi insanlara açıklama gereği duymanız oluyor. Cinsel ilişkiden sonra ortaya çıkan pişmanlık ve suçluluk duygusu ile baş edebilmek için genel olarak yaptığınızın birisi tarafından onaylanması veya size destek çıkılması gerekiyor. Bu noktada ise kişinin kendi durumunu anlayabileceğine inandığı birisini bulmak oldukça zorlaşıyor. Karar mekanizmasına hakim insanlar tarafından genel olarak hayır diyebileceğiniz ve kendinize zarar verdiğiniz ve bunun tek sorumlusunun siz olduğuna dair üstü kapalı mesajlar almanız çok olası. Birçok kez siyasi ve toplumsal hareketlerin içinde bulunduğum süreçlerde kendimi anlatabileceğim paydaşlarımı bulduğuma inandığım, kendilerini feminist, solcu, ahlaki tabularından arınmış veyahut oldukça hoşgörülü arkadaşlar bile bunun sürekli olarak yanlış olduğundan dem vurarak, mücadele etmemekle suçlamışlardı beni. Tabi bu paylaşabildiğim kesim. Diğer kesimin tepkisi muhtemelen özellikle de heteroseksüel erkek kesiminin bu konuya dair yaklaşımı “aman bana da göz dikmesin” olacaktı.

Dürtüsellik ile ilgili neleri yanlış anlıyoruz? Neleri bilmiyoruz? Neleri bildiğimizi sanıyoruz? Öncelikle kişi cinsel ilişkiden herhangi bir zevk duymasa da bu gerçekleşebilir. Yani “zevk almıyorsan neden yapıyorsun?” gibi söylemlerinizi bir kenara bırakmakta fayda var. Kişi burada eylemin doğruluğunu ya da eylemin yanlışlığını düşünmüyor. O an sadece bunu yapmanız gerekiyor gibi hissediyorsunuz. Karşı taraf ile görüşme öncesinde, görüşme esnasında ve hatta cinsel birliktelik esnasında da yaptığınızın yanlış olduğunun farkında olabiliyorsunuz ama bu sizi geri çevirmeye yeterli olamayabiliyor.

Cinsel birlikteliğini size anlatan birisi zaten derin bir pişmanlık içerisindedir. Bu yetmiyormuş gibi bir de siz karşı tarafı suçlayıcı bir hal aldığınız zaman kendimizi iyice derin çukurların içerisinde bulabiliyoruz ve bu bir sonraki cinsel ilişkiyi tetikleyebiliyor. Ya da sürekli olarak sen iradeli bir insansın, kendine hakim olabilirsin gibi söylemler kişiyi motive ediyor gibi dursa da sürekli olarak bunu kurcaladığı için de cinselliği tetikleyebiliyor.

Her dürtüsellik problemi olan insan küçük yaşlarda cinsel istismara, ihmale veyahut kötü davranışa maruz kalma algısı da oldukça yıpratıcı. Dürtüselliğin oluşmasında bu faktörler etkili olsa da kişide bu olaylar geçmişinde bulunmasa da dürtüsellik gözlemlenebiliyor. Kişi bu noktada kendi hayatında bu tarz yıpratıcı süreçler olmamasına rağmen bu davranışlarda bulunduğu için kendini çoğu zaman ahlaksız çizgisine daha yakın hissetmeye başlıyor.

Bazıları da dürtüsel tanımını kişinin renkli cinsel yaşamının kabul görmesi için kullandığına inanıyor. Dürtüsel mekanizma tanımında aslında bu algının doğru olmadığı nettir. Çünkü o an herhangi bir şekilde bir duygu beslemediğiniz yaşı belki de sizden 20 – 25 yaş büyük insanlarla, normalde yüzünü görseniz midenizi bulandırabilecek derecede tiksinti duyabileceğiniz insanlar oluyor. O noktadayken kişinin evli olup olmaması, yaşı, sosyal statüsü, cinsel hastalığa sahip olup olmaması, cinsel performansı umurunuzda olmuyor. Sadece o eylemi gerçekleştirmek gibi bir misyonla yüklü oluyorsunuz. Zaten temel anlamda bu faktörleri gözardı etmek kişiyi yoğun bir pişmanlık duygusuna sürüklüyor. Kişi renkli bir cinsel yaşama sahip değil aslında ve bundan memnun değil anlayacağınız.

Bir gay olarak dürtüsel olduğunuzda işler iyice karmaşıklaşmaya başlıyor. Hepinizin kabul edebileceği üzere sadece seks arayışı LGBTİ+ bireyler için daha kolay bir erişime sahip. Yani partner sıkıntısı çekmeniz olası bile değil. Kontrolsüz ilişkiler oldukça fazlalaşabiliyor demek bu. Dizleriniz tutmayana kadar seks yapabiliyorsunuz aynı gün içerisinde birden fazla kişi ile. İşte bu noktada şöyle bir sorun başlıyor. Toplumun ahlaksız olarak gördüğü LGBTİ+ kesimi hem toplumsal ahlakı reddedip hem de bunu kendi içerisinde uygulayarak bir çeşit “homonormativite” yaratabiliyor. Yine kendim üzerinden örnek verirsem, LGBTİ+ mücadelesi içerisindeyken o mücadelede birlikte hareket ettiğimiz çoğu arkadaşımla birlikte olmuştum. Bu noktada sizin mücadele içindeki görünürlüğünüz bir aktivist veya yoldaştan öte mücadele içerisinde erkek aramak için bulunuyor olabiliyor. Vermiş olduğunuz mücadeleyi, birliktelikleriniz tek kalemle silebiliyor. Yine LGBTİ+ toplumunda hepimizin bildiği bir şey vardır. Özel olan politik olmasının dışında asla gizli kalmaz. Bir şekilde öğrenilir, aktarılır ve en sonunda büyütülerek önünüze çıkar. İster küçük bir popülasyonda bulunun ister büyük bir popülasyonda artık sizin için her türlü etiketlenmenin başlaması demektir bu. En basitinden benim hakkımda ortaya HIV+ / AIDS söylemleri çıkmıştı. Bu noktada hivfobik tutumlara HIV+ olmadan da maruz kalabiliyorsunuz. Bir ara cümlesi olarak hivfobik tutumların hiçbir zaman kabul edilemeyeceğini belirtmek istiyorum. Yine LGBTİ+ bireyler içerisinde birlikte olduğunuz kişiler genel olarak birilerinin sevgilisi, arkadaşı olabiliyor. Herkes, herkesi hemen hemen tanıyor ve sizin haberiniz dahi olmadan size karşı nefret büyümeye başlıyor. Hakkınızda çıkan ithamlar da mücadelenizdeki performansınızı ve veriminizi oldukça etkileyebiliyor. Genellikle yeni katılan bireyler sizden uzak duruyor veyahut sırf siz varsınız diye gelmediği etkinlikler olabiliyor. Yazının bu kısmında artık sürekli kendi hayatından örnek veriyorsun, bunlar sanki uç örnek diyenler olabilir. Lakin dürtüsel olan kimle konuştuysam herkes, her şehirde, her oluşumda buna benzer problemler yaşamış oluyor.

Bir de dürtüselliğin aşk boyutu var. Yine hetoroseksüel düzen içerisinde büyüyüp, homonormativiteyi yaratan LGBTİ+ bireyler size birden fazla kişinin sahip olması düşüncesi ile sizden uzak kalabiliyor. Ya da ilişkiniz içerisindeyken geçmişiniz her zaman karşı taraf için bir koz olarak kalabiliyor. İlişki sürecinde partnerden bu durumu gizleyen birçok kişi oluyor. Ya da anlatsa bile karşı taraf oldukça sert bir tutumla karşılıyor. Bu noktada belki de en önemli şey partnerin desteği bizler için. Genelde de aldatmayla bitiyor ilişkilerimiz ve bunu itiraf etmekle. Vallahi de ahlak tabuları bizden aşkımızı çalmıştır, vallahi de ahlak tabuları henüz yıkılmamıştır.

Hazırlayan: wunthri

12. SAYI

HOMOJENOku

İndir




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*