Endokrinologlar AYI’lara Savaş Açmış Durumda. Metabolik sendrom nedir?

Esasında endokrinologların ayılarla bir derdi yok fakat abdominal obeziteye karşı ciddi önlemlerin alınması gerektiğini belirtiyorlar. Nedir peki bu bahsettiğimiz abdominal obezite? Şöyle ki bel çevresinin kadında 80 cm, erkekte 94 cm ‘in üzerinde olması durumu.  Peki, niçin böyle sınırlar koymuş bu adamlar? Bunun sebebini de şöyle açıklayabiliriz; bel çevresinin bahsettiğimiz sınırların üzerinde olması ‘Metabolik sendrom’ diğer adıyla Sendrom X denen durum için risk faktörü yaratan parametrelerden bir tanesi olması.

Doktorunuza gittiğinizde sizi Metabolik sendrom açısından değerlendirmesi ve müspet bir sonuç olduğunu görmesi için daha demin üstte bir tanesinden bahsettiğim gibi belli parametrelerin sizde mevcut olması gerekiyor. Çoğu kuruluş kendince belli tanı kriterleri oluşturmuş durumda fakat ben size en bilinenlerinden bahsetmek istiyorum. IDF (International Diabetes Federation)’in 2005 yılında oluşturduğu konsensüse göre Metabolik sendrom tanı kriterleri:

Abdominal obezitenin varlığında aşağıdaki 4 parametreden en az ikisinin pozitif olması:

  • Kanda yükselmiş trigliserid (150 mg/dl’nin üzeri)
  • Kanda düşük HDL seviyeleri (erkek için 40, kadın için 50 mg/dl’nin altı)
  • Yüksek kan basıncı (130/85 mmHg’nın üzeri)
  • Bozulmuş glikoz toleransı veya diyabetin varlığı.

Peki, doktorlar niçin bu olaya bu kadar kafayı takmış durumda biraz bundan da bahsedeyim, bu durumun ileri vadede size açabileceği sorunlar çok olumsuz;  kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, tip2 diyabet, inme ve daha sayamadığım pek çok hastalık için risk faktörü durumunda. Bu hastalıkların her biri de diğerinin oluşumunu tetikler vaziyette.

Metabolik sendrom oluşması için en büyük risk faktörü çevresel durum ve alışkanlıklar fakat genetiğin de payı yadsınamaz derecede mevcut ve maalesef Türk halkı da bu genetik alt yapıya sahip, öyle ki Konya’da Metabolik sendrom açısından kadınlara yapılan bir taramada yüzde elliyi bulan oranlar görülmüş durumda.

Maalesef Metabolik sendromun tek bir tedavisi yok ve esas tedavi hastanın elinde. Hastaların ilk olarak yapması gereken hayat tarzı değişikliğidir. Bahsettiğimiz değişikliklerin prensipleri adına şu basamakları sayabilirim: İlk olarak sigara ve alkol kullanılıyor ise bırakılmalı, batı tarzı yeme alışkanlıklarına (fast food) son verilmeli ve basit şekerler (makarna, patates, ekmek…) yerine lifli gıdalara ağırlık verilmeli, hastalar kendilerine tuz ve yağ kısıtlaması yapmalı, haftada en az 3 kere ve en az 30-45 dakika olacak şekilde tempolu yürüyüş yapılmalı.

Konuyu genel olarak toparlarsak bize düşen bireysel olarak kilo takibimizi yapmamız yönünde ve bahsettiğim risk profiline sahip bireylerin, profesyonel destek alarak en az zararla bu durumu idare etmesidir. Zira yukarıda bahsettiğim hastalıkların hepsi için dengesiz vücut profili bir risk faktörüdür ve en acı olanı diyabet, hipertansiyon gibi kronik bir hastalığın tanısını aldı isek ömür boyu bu hastalıkla yaşayacak olmamızdır.

Hazırlayan: drmurti

HOMOJENOku

İndir

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*