Jack Donovan – Erkeklerin Yolu (The Way of Men)

“Grup, erkekliği belirlerken…”

Jack Donovan’ın kısa süre içerisinde kült haline gelen kitabı “Erkeklerin Yolu (The Way of Men)” hakkında iyi ya da kötü net bir şey söylemek zor. Kitapta hak verdiğim çok yer olmasına rağmen, güçlü olmadığını düşündüğüm yer de azımsanmayacak kadar çok. Bence bu kitap, bir tür tartışma başlatıcı nitelikte, keza “erkeklik”, hakkında konuşulması tabu olarak düşünülen konulardan biri. Konuya ilişkin güçlü bir referanstan ziyade; onu, cesareti ve hep beraber düşünmeye teşvik etmesi nedeniyle kabul etmek daha faydalı olur görüşündeyim.

Kitap kısaca “erkeklik nedir?” sorusuna cevap arıyor. Bir erkek, ne zaman “erkek (maskülen)” olarak değerlendirilir, kıstaslar nelerdir, vb. gibi sorular ekseninde konu irdeleniyor. Bu irdelemeyi de geçmişe giderek yapma ihtiyacı hissedilmiş. Çünkü erkekliği evrim ile ilişkilendirerek, temel özün hala günümüz toplumundaki erkeklerde de taşındığı görüşü savunuluyor. “Kabile” referansını kitabın çoğu yerinde görmek mümkün.

Bir erkeğin “erkek (maskülen)” olarak adlandırılması, o erkeğin içinde yaşadığı gruba (the gang) bağlı. Çünkü ne kadar erkek olduğu, gruptaki diğer erkeklerin onu ne kadar grup için değerli gördüğüne bağlı. Kısacası, kitap, erkeklerin birbirine nasıl baktığı ve birbirlerine neden saygı duyduğuyla alakalı. Çünkü grup içindeki kadınların onayını kazanmak da önce o gruptaki erkeklerin onayını kazanıp, yeterince erkek olabilmekle mümkün. Bu yüzden erkek olmak gruba faydalı olmanın yanı sıra bazı erdemleri (güç, cesaret, üstatlık ve şeref) de taşımaya bağlı. Gruptaki bir erkeğin erkekliği, grubun hayatta kalışına katkıda bulunmadığı sürece o erkek yok olmaya mahkûm.

Şahsen kitapları kapaklarıyla yargılarım. Kabileden üç kişinin kafataslı görüntüsü, kötü seçilmiş bir kitap ismi ve tasarımla birleşince oldukça itici bir görüntü yaratıyor. Kitap bu kadar popüler olmasa belki de dikkatimi çeken bir kitap olmazdı muhtemelen.

Bir eşcinselin erkeklik hakkında yazdığı bir kitabın isim yapması da beni meraklandırmıştı ayrıca. Egemen söyleme katkıda bulunduğunu düşündüğüm bazı bölümler sonrasında, ilk düşüncem yazarın kendi eşcinselliğini kabullenemeyişi oldu. Bilirsiniz, bazı kişiler eşcinsel olmanın bir erkeğin erkekliğini kısıtladığını düşünür. Kitabın sonunun iyi bağlanamayışı bana yazarın eşcinsellik konusundaki kafa karışıklığına inandırdı. Sanki bazı sorularına adeta bir antropolog gibi yıllar öncesinden başlayarak cevap arar nitelikte görünüyordu. Yine de erkek olmanın temel bazı özelliklerini anlatması bakımından güzel denebilecek bir kitap yazdığı görüşündeyim.

1) Evrim referanslarıyla insanı şempanzeyle kıyasladığı bölümlerde; yazarın erkeklere bakışının “bir grup hayvan” olduğu hissine kapıldım. Sadece bazı erdemlere sahip, o kadar. Kitabın eşcinselliği olumlamak amacıyla yazıldığını iddia edemem elbette ama eğer amaçlardan biri de buysa, evrim bence doğru bir yol değil. Çünkü yazar tüm kitapta heteroseksüel yaşama odaklanmış. Haliyle, eşcinselliği görmezden geliyor. Kutsanan erkeklik, klasik Hristiyan erkekliği gibi hissediyorsunuz. Lakin yazar kitabında olması gereken erkeklik işte tam da budur demiyor.

Aslında eşcinsellik bir durumda açıkça mümkündür deniyor gizliden, o da tüm grubun eşcinsellerden oluştuğu durum. Ama bu haliyle de evrim doğru pencere değil. Üreme mümkün olmadığından, eşcinsellik yok olmaya mahkûm olacak. Hem hayatta kalmayı hem de eşcinselliği bu durumda savunamıyoruz.

Haliyle, insan eşcinsellik sonradan ortaya çıkmış gibi hissediyor. Çünkü heteroseksüel erkeklerin olduğu bir gruptaki eşcinsellerin elenmesi, “eşcinsellik doğal seçilim yoluyla zamanla ortadan kalkar” düşüncesini aşılıyor bir nevi.

2) Erkekliğin şiddetten bağımsız düşünülemeyeceği görüşüne de katılmıyorum. Bu duruma kolayca karşıt örnek gösterilebilir.

Tarih boyunca birçok erkek var ki, sözleriyle, kendini insanlara adamışlığıyla, şefkati veya sevgisiyle toplum gözünde erkek (maskülen) olarak algılanmıştır. Yazarın tarih, toplum ve politika konularında derin bilgi sahibi olduğunu düşünmüyorum.

3) Bir erkeğin grubunda değer görmesi için taşıması gereken özelliklerden birisi olan “üstatlık” başlığı, sanatın neden bazı toplumlarda değer görmediğini açıklar nitelikte.

Hayatta kalmakla ilişkilendirilen erkeklik anlatısında sanatçılara yer bulamıyoruz. Çünkü sanat özünde topluma faydalı olmayı amaçlamaz.

4) Kitapta “bir grupta feminen erkekler reddedilirken, aslında reddedilen güçsüzlüktür” deniyor. Olay maskülen olmamakla alakalı diye eklenmiş sonrasında.

Yazara göre; dünya kendi cehennemine giderken, ileriye giden tek yol, geriye bakmaktır. Erkekliğe ilişkin cevapları da bu yüzden kabile kavramı altında aramakta.

Eşcinsellerin reddedilmeden var olabilmesinin tek yolu gizlenmek ve erkeksi özellikleri taşımak. Çünkü geçmişte böyle. Yazarın bu konudaki görüşüne katılmadığım ilk önerme “Anaerkil toplumlar”ın varlığı. Bir diğer örnek de yine kendisinin sarf ettiği “kendi grubunuzu kurun” söylemi. Günümüzde evlilik eşitliğine gidildiği bir ortamda erkeklik için geriye bakmaya ihtiyaç bulunmuyor.

5) Kurduğunuz grupta da şüpheci olun deniyor. Yani dış etkenlerden etkilenmeyin demeye çalışıyor. Grup kimliğinin oluşmasında bu durumun önemi vurgulanmış. Bu da hayatta kalmayla ilişkilendiriliyor ama bence bu karşılaştırma da yeterince tutarlı değil. Geçmişteki hayatta kalma örnekleri (yani dış etkenler) doğayla alakalı daha çok. Oysa şimdinin dış etkenleri modern hayatla ilgili ve çoğu da insan kaynaklı. Haliyle aynı dinamiği paylaşmıyorlar.

Üzerine yazmanın zor olduğu bir konuda fitili ateşleyen yazarın eserine bir başka pencereden daha bakmak gerekiyor aslında. Modern hayatta imkânsız iktidar olarak algılanan erkeklik, sanki kurtulunması gereken bir virüsmüş gibi lanse ediliyor. Haliyle köklere inerek konuyu inceleme gayreti günümüz algısına da bir tepki niteliğinde olabilir.

5 üzerinden 3 verebileceğim bu kitap, kötü bir kitap değil kesinlikle. Okurken “öyle diyorsun da, …” demek rahatsız hissettiriyor. Şahsen, kabile örneklerinin verildiği bölümler de yeterince derin değil. Şişirilmiş bir balon diyemesem de, yazarın sanki bazı konularda düşünceleri net değil gibi sadece. Diyeceklerini duymak için bile okunabilir.

Sevgiler,

Hazırlayan: hazineci

10. SAYI

HOMOJENOku

İndir




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*