Küresel Isınma mı? Dünyalıların atlattığı çok badireler var!

Dünya’mız…

Gözlemlediğimiz trilyonlarca ışık yılı içerisindeki gezegenler içerisinde yaşam barındıran tek yer. Yuvamız…

Sadece 4,5 milyar yaşında ve yaş almaya devam ediyor. Ancak evren tarihine baktığımızda bir o kadar da genç gezegen.

Şöyle düşünelim… Büyük patlamadan bu yana sadece 1 saat geçmiş olsun. Dünya’mız ise bu bir saatin içinde son 5 dakikadır var. Canlılar ortaya çıkalı ise sadece birkaç saniye geçti. Ancak bu kadar kısa süre bile canlılığın yok olmasına ramak kalmaya dair birçok badireleri içeriyor. Bu yazımda size canlılığın geçirdiği bu badireleri sadeleştirerek anlatmaya çalışacağım.

Dünya’nın geçirdiği ilk küresel felaket bundan 450 milyon yıl önce gerçekleşti. Bu dönemde canlılığın sadece su altında oluşu, henüz karasal bir türün ortaya çıkmamış olması ise serüvenin başlamadan bitmesini engelledi. Bu felaketin öncüsü – ne talihtir ki – günümüzdeki en büyük sorunumuz atmosferdeki karbondioksit.

Küresel ısınma diye mi düşündünüz?

Cevap hayır. İşler günümüzün tam tersi yönde işliyordu o zamanlar. Ozon tabakasındaki bir hasar ya da volkanik bir aktivite sonucu (eldeki verilere göre bu çıkarımlar yapılmış) atmosferdeki karbondioksit miktarının aşırı düşmesi sonucu yuvamız bir buzul çağına girdi ve su altı yaşamının büyük bir kısmını yok etti. Neyse ki yeniden başlayacak kadar şanslı azınlık ata canlılar serüvenimizin devam etmesine yardım etti.

Filmi biraz daha ileriye sardığımızda bile 380 milyon yıl geriye gidiyoruz. Bu sefer nedeni bilinmeyen bir şekilde denizlerdeki oksijenin azalması sonucu canlı türlerinin %75’i yok oldu. Neyseki Geri kalan %25 ile yola devam ettik.

Günümüze benzer bir iklim değişikliği ise 200 milyon yıl kadar öncesinde gerçekleşti. Muhtemelen Dünya’ya çarpan bir göktaşı ya da benzer bir etki yaratacak volkanik patlamalar bu sefer kara canlılarının büyük bir kısmının yok olmasına sebep oldu. Tabi bu durum tarihte efsanevi dinazorlar döneminin başlamasına yardımcı olacaktı.

Bize en yakın geçirilen en büyük felaket ise biraz önce anlattığım dinazorların yok oluşudur. Biz kulaktan kulağa her ne kadar bir asteroidin Dünya’ya çarpmasıyla dinazorların yok olduğunu düşünsek de bir çok senaryo söz konusu. Bundan 66 milyon yıl önce gerçekleşen olaylara asteroid çarpması dışında volkanizma hareketleri ya da salgın hastalıkların neden olmuş olabileceği hakkında tartışmalar halen sürmekte…

Gelelim günümüze…

Anlattığım bütün olaylarda baş rolü karbondioksit gazı oynamaktaydı. Aynı günümüzdeki gibi. Dünya atmosferindeki karbondioksidin miktarındaki fazla değişimden dolayı tarih için kısa sayılabilecek zaman aralığında üzerindeki canlıların çoğunun neslinin tükenmesine sebep oldu. Bilim insanları ise yeni bir yok oluş evresine girdiğimiz konusunda hemfikirler. Var olan ekolojik denge maalesef bozuldu ve geri dönülemez noktaya gelinmesine sadece birkaç yıl kaldı.

Evreni düşündüğümüzde yuvamız bir nokta bile değil. Böyle düşününce insanlık ise bir toz zerresi kadar. Büyük egomuzu, şatafat konusunda yarışmayı ve hiç ölmeyecek gibi Dünya’yı hırsımızla mahvederek yaşamayı bir kenara bırakırsak, kontrolsüzce üremekten vazgeçip doğal kaynaklar üzerindeki hakimiyetimizi azaltırsak aslında Dünya kendini onaracak kadar güçlü.

Dünya ve Dünyalıların atlattığı çok badireler var. Bunu da atlatırız.

Sadece biraz yavaşlamak lazım…

Hazırlayan: yumuklusucurta

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*