En İyi Jigololar Taşra Çocuklarından Çıkar

Sırdaş, seks işçiliği yaptığım dönemde en berbat adamların en mahrem sırlarını anlattım sana. O yüzden bu anlattığımdan o kadar da iğrenmeyeceksin. Benden bile benim kendimden iğrendiğim kadar iğrenemezsin.

Bugün kafeye çok sevimli bir çift geldi. Çocuğun kıza bakışı, kızın mahcup mutluluğu beni o kadar etkiledi ki eksikliğini ergenliğimden beri hissettiğim o hayalet hisler tekrar beni buldu. Onlar kafeden gidene kadar onları rahatsız etmediğimden emin olarak, her hallerini hafızama kaydettim. Galiba onları daha çok gözlemleme fırsatı bulmayı dileyerek kendimi varlığını inkâr edilemez suretle reddettiğim bazı şeylere inanmaya çalışıyordum. Nitekim kafeden çıkana kadar mesainin bitimine kadar Vaveyla değil Leyla olarak hizmet ettim gelen insanlara.

Kafeden çıktıktan sonra bana tanıdık gelen ve bazı bedbaht olayları tecrübe ettiğim o sahile indim. Buraya bugün kafede gördüğüm o çiftin hayatından daha fazla an görmek arzusuyla gelmiştim. Çok geçmeden yanıma yirmili yaşlarda, üzerinde pespaye kıyafetler olan ama gülüşünün hınzırlığı ilk anda hemen anlaşılmayan bir çocuk oturdu. Bir arkadaşıyla telefon görüşmesi yapıyordu. Telefon konuşmasına kulak misafiri olabildiğim kadarıyla inşaatta çalışan samimi olduğu bir arkadaşıyla görüşüyordu. Tepkimi ölçmek istermiş gibi inşaat işçilerinin kullandığı terimleri cinsel

Anlamlara gelecek şekilde kullanıyor ve yaptığı bayağı esprilere katıla katıla gülüyordu. Bir taraftan göz ucuyla beni süzüyor, davet sayabileceği ufak bir hareketi bekliyordu. Telefon konuşması bittikten sonra havadan sudan konuşmaya başladık. Adının Semih olduğunu ve ismini telaffuz edemediğim bir dövüş sporuyla ilgilendiğini öğrendim. Memleketinden biraz para kazanmak için İstanbul’a gelmiş ve diğer iş arkadaşlarıyla tuttuğu bir dairede yaşamaya başlamış. Biraz para kazandığında yapmak istediği şeyin ne olduğunu sorduğumda konuyu değiştirdi. Özel hayatıyla ilgili bilgileri vermekten imtina ile kaçınıyordu. Bu gece her vaziyetlerini büyük bir sevinçle birbirine arz-ı endam eden o çiftten sonra en ihtiyaç duyduğum şey buydu!

Gel gelelim gece çocuğun beni ikna etmesiyle, onun evinde bir iki kadeh bir şey içmek üzere evine yollanmamızla devam etti. Aradığım sıcak muhabbeti bulacak mıydım bilemiyordum ama elimdeki en umut verici adam buydu bu gece. Evi yakın olduğu için yürüyeceğimizi söyledi. Kayalıklardan yürüyüş yoluna çıktığımızda bana beklememi işaret ederek bir bankta oturan gençlere yöneldi. Bir şeyler fısıldaşıldı, ardından başka bir çocuktan bir anahtar aldı. Yolda giderken bir dönem her gece barlarda takıldığını hem kadınlar hem de erkekler tarafından çok arzulandığını fakat bu münasebetlerin duygusuz olduğu için onu çok çabuk bunalttığını anlattı. Bu cümleler bana o an için ümit verdi. Demek ki bu gece bir yakınlaşma olacaksa bile karşısındakinde birtakım arzuları hissetme amacıyla yapılacaktı bu münasebet. Nitekim eve geldiğimizde kapı açılır açılmaz hayal kırıklığına uğradım.

Evde üzerinde yatağı olmayan bir karyola, minik bir komidinin üstünde duran tüplü küçük bir televizyon ve kapı arkasına asılmış eski püskü birkaç kıyafet dışında bir şey yoktu. İnsanları fakirlikleri ile yargılamam ama cebinde son model bir telefonu olan ve telefonun ekranında afili bir takım elbiseyle çekilmiş bir fotoğrafı olan bu çocuk bu evde yaşıyor olamazdı. Sarf ettiği o kadar cümleye rağmen Semih benle en mahrem olarak sadece vücudunu paylaşmayı planlıyordu. Ev diğer evlere bayağı mesafeliydi ve bu daire dışındaki tüm katlar hala inşaat halindeydi. Adı önemli değil bir dövüş sporunda usta olan bu çocuğun benden isteyeceklerine karşı çıkmam benim için üzücü durumlarla sonuçlanabilirdi.

Pek keyifsiz ve kısa süren, ön sevişmesiz bir seksin ardından (üstelik daracık bir banyoda ve ayaküstü) birer sigara içmek için karyola ve televizyonun bulunduğu odada zemine oturarak bana saatler gibi gelen birkaç dakika geçirdik. Semih yüzüme bakmıyor, belli ki bir an önce kalkıp gitmemi bekliyordu. Saatin geç olduğunu ve yarın mesaim olduğunu söyleyerek ayaklandım. Dairenin dış kapısını açtığımızda yürüyüş yolunda anahtar aldığı çocukla göz göze geldik. Semih sana beklemeni söylememiş miydim minvalinde sitem dolu birkaç cümle kurdu. Yüzüm utançtan kıpkırmızı olmuş bir şekilde binanın dışından sokağa inen merdivenleri arşınlamaya başladım. Yarı yolda Semih beni durdurarak bir sigara parası istedi. Cüzdanı açtığımda ona verdiğim yirmilik dışında iki yüzlük olduğunu gördü. Cüzdanı tuttuğum elimi avucuna alıp sıkarak bu ara işlerin kötü olduğunu, biraz daha fazla verebilirsem buradan gönül rahatlığıyla gidebileceğimi söyledi. Hemen ardından bana bu akşam yaşattığı o güzel zevk için bile buna değeceğini söyledi. Arkadaşı hala merdiven tepesinde durmuş bizi seyretmekteydi. Semihten kurtulmak için cüzdanımdaki bütün parayı verdim. Bana göz kırparak ona ihtiyaç duyduğumda sahile gelmemin yeterli olacağını söyledi. Alelacele ana caddeye yürüdüm. Nereye gittiğine dikkat etmeden bulduğum ilk minibüse bindim.

Semih benim için jigololuğun internet sayfalarına ilan vermeden, hatta ve hatta jigololuk yaptığını kabul bile etmeden bu mesleği icra etmenin mümkün olduğunu gösteren ilk erkekti. Şüphesiz bu erkeklerden sokaklarda daha çok vardı ve duygu dolu bir münasebete hasret kalan ben akılsız başımla bunu en olmadık zamanda tecrübe etmiştim. Benim İstanbul’un bir kısmına ilan edilmiş orospuluğum ve Semih’in sadece ihtimallerine açıldığı münasebetsizliği. Ömrüm el verdiğince havsalamdan çıkmayacak!

Yazan: vaveyla93

11. SAYI

HOMOJENOku

İndir




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*