Röportaj: Güney Güneyan ile Komplike Dergi’yi konuştuk

Komplike Dergi’nin ilk sayısı Ekim ayında yayınlandı. Dijital olarak yayınlanan derginin kurucusu ve genel yayın yönetmeni Güney Güneyan ile Komplike Dergi’yi konuştuk. Komplike Dergi’ye yayın hayatında başarılar dileyerek sizleri röportajımızla baş başa bırakıyoruz.

Röportaj: İlker Bozkurt

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Merhabalar, yaklaşık sekiz yıldır çeşitli mecralarda yazınsal yolculuğumu ve mesleğimi devam ettiren bir yazı işleri emekçisiyim. Aynı zamanda Komplike Dergi’nin kurucu genel yayın yönetmeniyim. Birkaç yıldır Önce Vatan Gazetesi’nde köşe yazarlığı ve Yeni Çağrı Gazetesi’nde muhabirlik yapmaktayım. Tüm bunların dışında sakin ve sıradan bir hayat sürdürmeye çalışan, minimal ölçütlerde bu hayata tutunan, idealleri ve iki kedisi olan bir insanım.

Web sitesi üzerinde birçok içerik mevcut fakat ilk sayı Ekim ayında dijital olarak yayınlandı. Komplike Dergi ne zaman yayın hayatına başladı?

Evet, henüz ilk sayımız bir hafta kadar önce yayınlandı. Fakat Komplike’nin çıkış noktası ilk olarak 2017 yılının Ağustos ayında gerçekleşti. Bu süreçte online olarak yayına başlamış, sonrasındaki süreçte yayınımızın matbu olarak yayına hazırlanmasını kararlaştırmıştık. Çalışmalarımızın tümü hazır olmasına rağmen, ekonomik gerekçeleri göz önünde bulundurarak dijital yayın planlamamızı revize etme gereği duyduk. Yani aslına bakılırsa yaklaşık olarak on beş aydır yayın yapmakta; bilgiye erişmek isteyen bireylere bu bilgiyi ulaşılabilir kılmaya çalışmaktayız.

Komplike Dergi’nin kuruluş hikâyesinden bahseder misiniz? Neyi amaçlıyor, neye hizmet etmek istiyor?

Uzun bir süreci kapsıyor. Daha öncesinde ise yine bu konuları pek çok kez konuşmuş, fakat “henüz vakti var!” deyip, ertelemiştik. Bir gün “artık işe koyulmamız gerek!” diye düşünüp, çalıştığım işten istifa ederek para kazanmayacağımı bile bile bu işe kolları sıvadım. Sonrasındaki süreçte genel hatları ile yayınımız da belirginleşmeye başladı. Bu yayınla birlikte gerçekleştirmeyi düşlediğimiz ilk şey ise var olan yayıncılık anlayışını değiştirmekti. Çok sesli bir yayın inşa ettik. Bu da bize farklı görüşlere sahip birçok insanın bir araya gelerek ve birlikte çalışarak neler yapabileceğini göstermek oldu. Nihayetinde ise ilk amacımızı başarmış da olduk diyebilirim. Ekipteki her bir birey türlü fedakârlıklar yaparak bu yayını inşa etti. O sebeple her birine tekrar teşekkür etmeliyim. Bir kıvılcım olarak belirmiş, fakat başta bizler olmak üzere çevremizi aydınlatan bir yapıya dönüştü. Bu sebepten ötürüdür ki; hizmet ettiğimiz şey aslına bakılır ise fikirler arasında köprü kurmaktı. Bunu da yavaş yavaş inşa etmeye başladık. Umarım ki bunu başarabiliyoruzdur. Burada takdir elbette okuyucularındır.

Dergi içeriğinde hangi konular işleniyor?

Aktüel konular işleniyor. Bilim, ekoloji, felsefe, gezi, kültür, mitoloji ve hatta sanat başlıklarımız var. Sanatın içerisinde sinema ağırlık verdiğimiz alanlardan. Elbette sosyal bilimler de yer alıyor. Psikoloji, sosyoloji, tarih ve teoloji ise işlediğimiz en önemli başlıklar olarak öne çıkıyor. Bu başlıklar altında sürdürülebilir bir yayıncılık anlayışı güdüyoruz. Bu ölçütte de çalışmalarımızı sürdürerek, analitik bir çalışma sunmayı ilke ediniyoruz. Bunların dışında sanata ve sanatçıya değer veren çalışmalar da yürütüyoruz. Çeşitli röportajlarla bunu desteklemeye gayret ediyor ve öne çıkan ve toplum yararına çalışmalar yapan her sanatçıya el uzatıyoruz. Gelişmeye, geliştirmeye ve periyodik olarak da yeni başlıklar de türetmeye çalışıyoruz. Bir süredir “arkeoloji” başlığı altında da yakında çalışmalar planlıyoruz.

Yeni bir çalışma yürütmeyi düşünüyor musunuz?

Yakın bir zamanda engelli bireyler için “engelsiz bir Komplike” yaratmaya çalışıyoruz. Gelecek günlerde seslendirmenlerimizle işitme engelli bireylerimiz için bu proje hayata geçecek. Çeşitli sivil toplum örgütleri ve derneklerle çalışarak bu sürece katkı sağlamayı düşünüyoruz. Bu süreç sanıyorum ki 2019’un ilk aylarına dek tamamlanmış olacaktır.

Dergi ekibinde kimler var?

Yazı işleri müdürü olarak Devrim Ekinci var. Görsel yönetmen koltuğumuzda Şengül Altınok oturuyor. Editör köşemizde Aysel Ciğerlioğlu, Özgün Muti yer alıyor. Fakat bunun dışında mutfak ekibimiz epey kalabalık. Mutfak ve idari ekibimiz otuz kişilik kalabalık bir aileyi andırıyor. Yazar ve çizer ekibimiz ile küçük bir ülke kurmayı da düşünebiliriz yakında. Tabii, bu bir şaka olsa da üretim ekibi olarak çok koltuğumuz var. İçerisinde akademisyen, psikolog, pedagog ve birçok uzmanı içeriyor. Genç isimleri de yayınımızda ağırlıyoruz.

Yayın periyodları nasıl?

Belirsiz süreli bir yayın olarak ifade edebiliriz. Şu an iki ayda bir yayınlama gibi bir fikrimiz var. Çünkü Komplike’nin içinde birçok yan alan var. Henüz bunları faaliyete geçirmedik, çünkü henüz sessiz sedasız planlamasını yapıyoruz. Bu süreçten dolayı da işlerin layığıyla yapılması için iki ayda bir yayın yapmasını sağlıyoruz. Şimdilik böyle bir planlama ve işleyiş olsa da gelecek sayılar sonrası bu da revize edilecek başlıklar altında yer alıyor.

Ülkemizdeki sansür ve özgürlüğü kısıtlayan uygulamalar, yasaklamalar hakkında neler düşünüyorsunuz?

Tam anlamıyla felaket! Böyle ifade etmeye çalışsam da açıklamam yavan kalıyor. Çünkü tarifini tam anlamıyla yapamıyorum. Yüzlerce tutuklu gazetecisi var. Ana akım medyada silah kullanımı serbestken, rol gereği birbirini öpen iki insan günah keçisi ilan ediliyor. Müzisyenler yaptıkları sanat dolayısıyla gözaltına alınıyor. Fakat herkes görmek istediğini görmekle görevli gibi hissediyor. Garip, saçma ve bir o kadar üzücü bir durum. Sanat da sanatçı da bu ülkeye yeterince fazla geliyor. Çünkü toplum gelişime kapalı inşa edilmek isteniyor. Bunun çarpıcı birçok örneğini ne yazık ki her yerde görebiliyoruz. Üzücü, despotik! Sansürler, yasaklar bir çözüm getirmiyor. Geçmiş günleri özlem duymaktan öteye geçmemiz gerekiyor. Zaman gelişiyor, şartlar gelişiyor ama Türkiye insanı kendini geliştirmek istemiyor. Çünkü özel hayata müdahale söz konusu! Böyle bir süreçte bizler ne düşünebiliriz ki?

Komplike Dergi olarak LGBTİ’lere göndermek istediğiniz mesaj?

En temel insan haklarından dahi mahrum bırakılmak isteniyor. Eşitsizlik kavramı başlıca bir sorun. Ev ya da iş bulma sorunu yaşıyorlar. Bunlar üzücü durumlar. Fakat Yves Rocher ve bazı firmalar bu konuda destekçi olduklarını belirtiyorlar. Eğitim sisteminden tutun, halkın birçok bireyi cinsiyetçi bir yaklaşıma sahip. Sosyal güvence sorunu yaşıyorlar.  Cinsel yönelimlerini açıklamaları bile sorun teşkil ediyor. Yasal birliktelik hakkı dahi sunulmuyor. Bu kadar alt başlık ve temel sorun varken göndermek istediğim tek mesaj ise şu olacaktır: mücadelelerini destekliyor ve bir gün bu mücadelenin zaferle noktalanacağını umuyoruz. Umarız herkesin istediği bir gelecek mümkün olacak!

Teşekkür ederiz. Yayın hayatınızda başarılar dileriz.

Çok teşekkür ederiz. Bizler de sizleri selamlıyoruz.




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*