Röportaj: Orhan Aybar ile Fitness Üzerine

Yazı geride bıraktığımız bugünlerde çoğumuz belki de bir sonraki yaza daha fit girebilmek için kendine söz verdi. Artık işi sıkı tutup disiplinle çalışmanın tam zamanı. Ama nereden ve nasıl başlayacağız, nelere dikkat edip motivasyonumuzu üst seviyede tutacağız işte bütün bunları Fitness antrenörü Orhan Aybar ile masaya yatırdık.

Hazırlayan: Nehir Bakır

 

Orhan Bey biraz kendinizi tanıtabilir misiniz?

34 yaşındayım. Orta halli bir ailenin çocuğuyum. Bir erkek kardeşim var. Anadolu Üniversitesi Uluslararası ilişkiler 3.sınıf öğrencisiyim. 2.Kademe Fitness Antrenörüyüm.

 

Fitness ve vücut geliştirmeye ne zaman başladınız?

Aslında 20 yıllık bir spor geçmişim var. Vücut geliştirmeye ise 10 yıl önce kilo verme amacıyla başladım. Amacıma kısa zamanda ulaştıktan sonra bu benim için bir hayat tarzı oldu. Beslenmeden dinlenme zamanlarına kadar her şeye dikkat etmeye başladım. Ve bu hobim 1 Şubat 2016 itibariyle kendi işim oldu ve Olympia Gym’i faaliyete açtık.

 

Destekleyici besinlerin (Supplement besin) bu süreçteki yeri ve önemi nedir sizce? Doğal mı beslenmeli yoksa ek besinlerle desteklemeli mi?

Destek gıdalarla ilgili olumlu ve ya olumsuz bir sürü açıklama var. Bu tür konulara bence diye başlamayı uygun bulmuyorum. Bahsettiğimiz şeylerin bilimsel bir karşılığı olmalı. Gerek bizim tecrübelerimiz gerekse okuduğumuz bilimsel makalelerin sonucunda vardığımız kanaate göre doğal beslenme her zaman 1-0 önde başlar. Fakat yoğun fiziksel aktivitede bulunuyorsanız ve almanız gereken gıdaları normal yiyeceklerden temin edemiyorsanız bir noktadan sonra supplement devreye girebilir. Ama hiçbir zaman tek başına kurtarıcı değildir.

 

Spora başlayıp süreklilik sağlayamamak bugün birçok insanın problemi olarak görülüyor. Uzun yıllar düzenli spor yapan biri olarak motivasyon konusunda verebileceğiniz tüyolar var mı?

Spora ilk başlama amacınız ne olursa olsun keskin diyet ve antrenman programlarını bir kenara bırakın. Farklı bir mekanda vakit geçirir gibi örneğin cafe ya da eğlence merkezi gibi öncelikli amaç eğlenmek olmalı. Bu süreç bir adaptasyon sürecidir. Önceliğimiz size eğlenceli bir hobi edindirmektir. Ve sevdiğiniz iş her neyse güzel yapacaksınız. Sporu da böyle yapmak gerekir. İkincisi ise amacınıza ve fiziğinize uygun bir spor seçmelisiniz.

 

İdeal forma girmek için minimum süre nedir? Örneğin tatile bir ay kala yüksek tempoda çalışmak işe yarar mı?

Önce sporun tanımıyla başlamak gerekir. Spor belli bir plan çerçevesinde programlı ve sistemli olmak zorundadır. Bunun dışında yapılanları spor kapsamına alamayız. Bunun dışında süreç kişinin yaş, cinsiyet, fiziksel durumu ve o an ki kompozisyonuyla alakalı bir durumdur. Çok kısa zamanda yapılan şok diyet ve antrenmanlar sağlıklı olmadığı gibi ciddi anlamda işe yaramayacaktır.

 

Beslenme konusunda en çok dikkat ettikleriniz nelerdir?

Glisemik indekse dikkat ediyorum. Glisemik indeks dediğimiz şey, yiyeceklerde kan şekerini yükseltme oranıdır. Pişirme şekli olarak haşlama yiyecekleri tercih ediyorum. Protein öncelikli besleniyorum. Kızartma ve fast food tarzı beslenmeden uzak duruyorum.

 

Son olarak spor salonu seçerken ve spor yaparken nelere dikkat etmeliyiz?

Bu çok geniş bir konu. Kısaca değinecek olursak salon seçerken birinci ve en önemli öncelik hijyendir. Salonun fiziksel durumu, oksijen kapasitesi, antrenör ve teknik donanımı göz önünde bulundurulmalıdır. Şimdi içinizden salonun teknik donanımı ve antrenörün yeterliliğini nasıl anlayabilirim gibi bir soru geçiyor olabilir. Bu konularla ilgili detaylı araştırma ve maddelere günümüz şartlarında internette kolayca ulaşılabiliyor. Son olarak Jim Rohn’un sözüyle konuyu noktalayalım.”Vücudunuza iyi bakın. Çünkü yaşamak zorunda olduğunuz yegane yer orasıdır.”

 

6. SAYI

HOMOJENOku

İndir




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*