Şehirler Ki

Şehirler büyüttü beni!
Şehirler ki karanlık,
Şehirler ki nemli, küf kokulu…
O şehirler ki, hepsi birer ucube…

Parça parça yaşadım aşkları şehirlerimde, yarım yamalak sevdalar büyüttüm avuçlarımda. Yarım kalmışlıklarımın ertesinde dönüp bakacakken ardıma, yutkunup içime, ilerlemeyi seçtim. Geri dönüşü yoktu zira çıkılan hiçbir yolun. Çılgındım, kimse tutamazdı beni savruluşlarımda. Tutamadı da zaten… Ağırdı ruhum, yüktü yüzeysel yaşamlarında.
Aşk, acı olup ömrümde akmaya başladığından beri yollardayım ben. Acı, ömrümde akmaya başlayıp “ben” olduğundan beri, benlik bilincim yollara dair. Ben mi yollara hükümdar, yollar mı bana? Umursamıyorum… Karıştım yine, karmakarıştım. Med-cezirlerim var benim; medlerimin cezir olduğu, herkesin kalabalıkça sustuğu. Sokaklarımın uğultusu yükseliyor; ustaca susulmuş uğultular, ustaca çıldırılmış, sonra yine susulmuş ve yine çıldırılmış ve yine, yine, yine… Ortak susuşlarımız var ey okur! Ortak çıldırışlarımız, ortak savruluşlarımız var, bildin mi?
İçimden sürekli şehirler geçiyordu ve ben durmadan geçiyorum içinden şehirlerin. Koşarcasına. İstasyonlarda bekleme yapıyordum. Banklar vardı istasyonlarda, telefon kulübeleri, insanlar… İnsanlar vardı telaşlı, yorgun, bıkkın… İnsanlar… Yalnız.

Sesleniyordum:

– Hey! Bir dakika, dinle, lütfen! Söyleyeceklerim var, yaşayacaklarım, seveceklerim var, bir dahaki…
İşte, herkes gidiyordu. Şehirler gidiyordu, insanlar… Ben, gidiyordum.
Telefon kulübeleri. O kulübelerde ben kimseyi arayamazken gölgeler düşüyordu önüme, sokak lambalarının ölgün ışığında. Dokunamıyordum gölgelere ve yolculuğum bekleme süresini aşıp devam ediyordu…
Son istasyondayım şimdilerde. Başlangıç noktamda, doğduğum şehrimdeyim. Tam geriye dönüp bakacakken yutkunup ilerleme aşamasındayım. Biliyorum, geri dönüşü yok çıktığım yolun. Çılgın değilim artık. Hırslarımı, bencilliklerimi çelik halatlarla düğümleyip astım sokak lambalarına. Sessizliğimi de yanıma alarak geçip gidiyorum yanlarından. Bir ses duyuyorum arkamdan :

– ” Hey! Bir dakika, dinle, lütfen! Söyleyeceklerim var…”

Gülümsüyorum,
Hissettirmeden gelen aşkın huzuruna bırakıyorum kendimi,
Suya teslim olur gibi.

Büşra Köse

 

 




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*