Ayı Sözlük yazarlarından İtiraflar-6

Ayı sözlük yazarlarının itiraflarına 6. Bölüm ile devam ediyoruz. Tüm itiraflara buradan ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.

Hazırlayan: dark bear

 

Bu aralar o kadar yoğun çalışıyorum ki ne kendime zaman ayırmaya ne de herhangi bir sosyal aktiviteye fırsat bulabiliyorum. Yaşıyormuş gibi hissedemiyorum sanki. Son günlerde kabuğuma çekildim adeta. Arkadaşlarımla eskisi kadar sık görüşemiyorum (belki de görüşmüyorum). Sözlüğü takip edemiyorum. Ne olacak bu halim onu da bilmiyorum. Arkadaş çevreme out olmadığım için bir anlamda kendimi yalnız da hissediyorum. İnsanlarla tam anlamıyla bağ kuramadığımı düşünüyorum. Bundan dolayı vazgeçilmez olarak addettiğim kimsem yok çevremdekilerin de benim için benzer şeyleri düşündüğünü varsayıyorum. Bu şekilde devam edersem yeraltı filmindeki muharremi oynayabilecek seviyeye geleceğim. Silkinip kendime gelmem gerektiğinin farkındayım ama her şeyin henüz başında olmama rağmen bunu yapacak gücü kendimde bulmuyorum. Gece gece bu kadar depresif bir entry niye yazdım onu da bilmiyorum. Gece yarısı gelen ağlama hissinden dolayı olabilir.

Şunu da belirtmeliyim ki sen de hiç yardımcı olmuyorsun sözlük yok yalnızsın yok gündemde değilsin… pehh…

ps: Entry tekrar okuyunca fark ettim de Amerikan filmlerinde milletin sürekli angarya kitlediği ezik, asosyal, Asyalı işçi profili çizmişim direkt.

rusen amcanin oglu

———————————————————————————————————————————————–

Bu başlığa yazılacak kadar değerli olmasa da; bildiği kelimelerin sayısından daha fazla kişiyle ilişki yaşayıp hala ‘sana aşığım’ diyebilecek, muhatabının da buna inanabileceğini düşünebilecek kadar cüretkâr olan birisiyle, talihsiz bir şekilde tanışmış olmanın geride bıraktıklarını paylaşmak durumunda kaldım. Entrynin ithaf edildiği şahısın yazılanlardan hiçbir şey anlamayacağına eminim ama ‘konuşsam fayda etmez, sussam gönül razı değil’ kabilinden yazmak istedim.

Türkiye’nin en büyük şehrinde yaşayıp ortamlarda ‘işini göreceği’ ayı kalmayınca sözlüğe gelip “handsome hairy silver daddy bear’s seviyorum biriniz gelsin beni kendine aşık etsin” diye serzenişte bulunabilecek iğrençlikte birisinin varlığından haberdar olmak sanırım bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden birisidir. Sözlüğü ‘dibini dövdürecek’ tokmakçı bulma aracı sanan insanlar var. Bu niyetini aşk için çabalama olarak göstermek için de her zamanki psikolog yalanına başvur. Bilmiyor ki psikolojik destek seansı hoşlandığın profildeki psikologun altına yatarak, seks yaparak gerçekleşmiyor maalesef.

Hayat, insan yaşanarak öğreniliyor. Görerek, yaşayarak, deneyimleyerek öğreniyor insan hayatı ve aynı şekilde tanıyor insanı, insanları. Zaman ve emek gerektiren bir eylem. Bu kadar emek ve zamanın sana bıraktığı şey de sadece salt yalnızlığı anlamak. Yalnızlık bir yatakta iki kişi yatmayla, her gece yeni birisiyle sevişmeyle giderilmiyor. Ancak dünyanın neresinde olursa olsun senin için atan bir kalbin varlığı hafifletiyor salt yalnızlığın sızısını. Bunu bilmeyen, anlamayan insan ise yalnız kalmamak uğruna ruhunu da, bedenini de mahvetmekten öte gitmiyor.

not: bu entrynin girildiği saatlerde hamamlarda, saunalarda, bar kapılarında, bar tuvaletlerinde, kafelerde, arkadaş evlerinde daha benim bilmediğim bilemediğim nice ortamlarda iliklerini kuruturcasına dölünü emeceğin, sağacağın ‘balamozlar’ yalnızlığına çare olur umarım.

bahtabakan

———————————————————————————————————————————————–

Bu aralar yaşamak çok sıkıcı geliyor sözlük. Canım ne gezmek istiyor ne evde kalmak. Okul dersler zaten işkence gibi. Arkadaş çevreme kendimi açamadığımdan onlardan da soğuyorum. Rol yapmaktan da sıkıldım her hareketi düşünmekten de. Hornet de artık pek sarmıyor. Uzun lafın kısası yok olasım var sözlük.

seeker

———————————————————————————————————————————————–

Ücretliyim. Önceki haftalarda parasızlıktan geberme sınırındaydım. Sonunda cumartesi iyi bir iş çıktı. Bir birahaneye -daha önceden tanıdığım eli açık bir bey- çağırıyordu beni.

Yabanlık pantolonumu ve çizmelerimi giydim. Rafımdaki son parayı koydum cebime. Minibüse atladım, gittim mekana… Bey gelmedi!

Dönmek için param bile yoktu. Mecburen sağanakta yürüdüm eve kadar. Pantolonum çamur içinde kaldı. Sırtında hd baskısı olan ceketim ve yabanlık çizmelerim yamuldu gökten ve yerden akan sularda ıslanmaktan.

Sonuç olarak ölümüne nefret ettiğim ev arkadaşımdan yine borç almak zorunda kaldım.

Buraya dek yazdıklarım overture, uvertür, girizgah, zemin… Asıl itiraf şimdi geliyor: yıllardır düzgün bir işte çalışamıyorum. Beceremedim, beceremiyorum.

(bkz: beceriksizlik korkusu)
(bkz: çalışma korkusu)
(bkz: tembel bir serseri olmak)

edit: yalnız biriyim. Anlatmayı isteyip konuşamayacağım bir ortamdayım. Bu sözlükte ise kendimi şöyle hissettim; Karşımda günah çıkartıp rahatlayacağım -alt yapısı aynı, ama ayrı ekolden olan- papazlar ordusu vardı. Ben de en yakın zamanda yaşadığım, bir başıma üzerimden atamadığım bir derdimi yazdım.

cute guy

———————————————————————————————————————————————

Son bir ayda nerdeyse beş kilo aldım, birkaç gün önce diyete girdim ama bir şey oldu, kendimi çok gergin hissetmeye başladım, aslında bende aşırı yemek yemenin psikolojik olduğunu biliyorum ama bir şeyden yemek yiyerek bu kadar hınç aldığımı hiç düşünmemiştim.

Tüm insanlar iki şekilde kaçarız hayattan yemek yiyerek ya da sevişerek, ben aşırı yemeyi tercih ediyorum. Çünkü eski sevgilimle yaşadıklarım beni yatakta kendime güvensiz yaptı, çok güzel ayrılmış olsam da ona aşığım bunun farkındayım. Dinlediğim her şarkıda onu düşünürken yakalıyorum kendimi. Nietzsche’yi hiç kendime yakın bulmam ama ‘umut en büyük işkencedir çünkü acıyı uzatır’ derken, çok büyük haklılığı var sanırım. Yeri gelmişken seni hala seviyorum hayatım.

Hayatımda her şey düzenli giderken niye ben hınç alıyorum bir şeylerden, tanıdığım 10 adamın 8’inden nefret ediyorum. Kalan ikisinden biri de benden nefret ediyor, her duyguda olduğu gibi nefreti bu kadar yoğun yaşadığıma göre bu duygu bana haz veriyor, ama ben neyden nefret ederken haz alıyorum. Aslında herkeste ve her şeyde tek bir şeyden nefret ediyorum muhtemelen ama ne? Neden Nil Karaibrahimgil gibi saçma şarkılar söylemek yerine, Teoman gibi sahnede sigara içiyorum?

Tipik, geleneksel bir Türk ailesinde yetişmiş biri olarak, kişilik sorunu yaşayan tüm Türk erkekleri gibi benim de karakter sorunumun yüzde 90’ını çocuklukta baskıcı annenin karşısında geçen güçsüz kişilik oluşturuyor. Bazı geceler ya da bazı zamanlar ne zaman bir kadınla seviştiğimi hayal etsem, neden hep 30’larının sonunda bir kadını hayal ettiğimi gayet iyi biliyorum.

Bazen ölecek olsam diyorum ve son sözümü söyleme şansım olsaydı ne derdim acaba diye düşünüyorum. Galiba mutlu ve müteşekkir olduğumu söylerdim tanrıya, her şeye rağmen burada olmak benim için hiç olmamaktan daha iyi.

Ya da tüm dünya nerdeyse sevişirken vaktimi psikoloji, tarih ve mühendislik kitapları arasında ya da arta kalan zamanlarda mutfakta veya yemekhanede geçirdiğim için pişman mıyım diye soruyorum, ama hayır değilim. Galiba ben tek eşli olan numunelik adamlardanım. Ama yine de sorun ne, içimi bu kadar kemiren sorun ne?

muahhhh

——————————————————————————————————————————————

Dün aylardır bana “hiç umudum yok, yalnız ölücem ve kedilerim beni yiyecek” diye ağlayan arkadaşım birine aşık olduğunu, ilişkiye başladığını söyledi. Çok sevindim o ayrı da ‘ulan bu bile buldu birini ben niye hala aşık olamadım’ diye düşünmeden edemedim.

geronimo

———————————————————————————————————————————————

Merhabalar itiraf başlığı. Bu girdiyi kendini tanımadan, birkaç ay içerisinde değişime uğrayabilen ve uğradıkları değişimi kendilerinden önce yaşayan insanlara ”salak” olduklarını söyleyen egoist, narsist ve nevrotik insanlar için yazıyorum.

Bir süre önce çok güzel iki arkadaş olduğumuz bir insan için yazıyorum. İnsanlar bazen geçmişlerine baktıklarında sorun yaşayabilecekleri şeylerden kaçarlar. Ki kişi bir eşcinsel ise bu durumu ailesi ve arkadaşları ile paylaşmalıdır. Kısa keselim, zamanında bu arkadaşıma aileme out olduğumu ve bu konuda kısmi endişeleri olan aile bireyleri ki bunlar annem, babam ve yakın aile bireyleridir biraz sorun yaşadığımı anlatırken verdiği tepkiler karşısında biraz daha kendimi kötü hissettirmişti. Yakın arkadaşlarımla bu durumu paylaştığımı ve içlerinden bazılarının benimle arkadaşlıklarına mesafe koyduklarını söyledikten sonra yukarıda belirttiğim gibi salak olduğumu ve Türkiye’de uygun olmayan Türkiye’de bunu kaldıramayacak insanlara bir şeyler anlatmaya çalıştığımı söylemişti. Zamanında katıldığım ayı sözlük zirvelerini aşağılayan insanların bu şekilde sadece eşcinsel oldukları için bir araya gelip manasız konuları, seks hayatlarını paylaştığını düşünerek beni de bunu yaptığım için garipseyen belki kendince aşağılayan ki birini aşağılamak demek dünya üzerindeki en korkunç ahlaki kayıplardan biridir neyse hadsizliğin insanlara özgü olduğunu kanıtlıyorlar.

Şimdilerde görüyorum ki tükürülen bütün o pis, zehirli tükürükler yalanıyor, aile ile paylaşma cesaretine girememiş olsa da zamanında “sadece eşcinsel oldukları için ya da seks ihtiyaçlarını karşılamak için ya da boş boş muhabbet etmek için toplanıyorlar” dediği ayı sözlük zirvelerine katılıyor. Zamanında ben en yakın arkadaşlarımla paylaşırken sen “salaksın” diyen insan en yakın arkadaşlarına “ben eşcinselim” diyor falan. Problem zamanında bana ya da bana demesi bile problem değil herhangi birine bu aptalca şeyleri söyleyip daha sonra da kendisi bunları yapıyorsa kendi adına bir gelişme vardır. Buna sevinebilirim ama bir kaç sene önce sadece beni değil diğer insanları da aşağıladı. Kendini bilge sanıp bildiğin kendi tükürdüğünü değil hepimizin tükürdüğünü bir seferde mideye indirmiştir.

edit: ‘”Normal davran var bir de.”

smokebl

———————————————————————————————————————————————

 

Ofisten bir kadına fena takığım. Ne yapsa bana batıyor, çok yavaş hareket ediyor. Bu da beni delirtmeye yetiyor. Bazen kendimi ona ayar verirken buluyorum ve “hooop kendine gel napıyosun” diyorum kendime. Ne zaman bu kadar katı oldum da altımda çalışanları haşlamaya başladım bilmiyorum. Kendime yapılsa kıyameti koparacağım şeyleri başkalarına yapmaya başladım ki hiç hoşuma gitmiyor bu. Kimseyi umursamamaya hiç kimseyle iletişime girmemeye başladım. Dönüştüğüm bu insanı hiç sevmiyorum ve eski halime dönmeye çalışıyorum. Hayatımı acilen değiştirmem lazım yoksa saçma sapan bir tip olup çıkacağım.

geronimo

———————————————————————————————————————————————–

Ne kadar az insan, o kadar huzur. İnsanların suratındaki maskeleri gördükçe artık üzülmüyorum. Herkesten uzaklaşıp kendime yöneliyorum yavaş yavaş. Yalnızlığı seçtim, soyutladım kendimi her şeyden herkesten. Kimseye muhtaç olmamak en iyisi, her şeyi kendi başına halletmek daha da güçlendiriyor beni. Yok, yok! Çıkacak değer veren biri. Kesin.

sweetgayeah

———————————————————————————————————————————————–

İçim sıkıldı sözlük. Manyağın birine aşığım. Kendini güvenceye alıp gitmeyeceğimi garantilemek için türlü şekillerde zorluyor beni. Ben delinin tekiyim sözlük, gelemem böyle şeylere. En ufak şeye sinirlenir, ortalığı birbirine katarım. Ama şimdilik hadi dedim, inat ettim. Allah ne ümidim varsa versin sözlük. Beni unutma.

showbiz

——————————————————————————————————————————————–

Bazen kafamı o kadar zorluyorum ki, bu hayatta gerçekten ne fonksiyonum var diye sormak zorunda kalıyorum. Aslında bir soru değil, yanıtın ta kendisi. Bu hayat bana yakışmadığından, daha iyisini hak ettiğimden, kimsenin beni anlamadığından, seviyemde/derinliğimde (evet canımmm, eee) birilerini bulamamaktan gibi boktan, ego pompası mazeretlerden değil. Fazlalıkmışım gibi geliyor. Gereğim yokmuş gibi. Çok fazla/az eksik gibi. Gereksiz yere kendine acımak, küçük görmek gibi. Böyle düşünen tarafımı beynimin içinden elimle koparıp atmak geliyor. Mecaz ile gerçek anlamlar birbirine bulaşıveriyor. İçimdeki o “beter diğerinden” bir an önce kurtulmak. Hani olmadık zamanlarda kendini hatırlatan o biri. Ama nasıl?

Bunlar hep böyle aşağılık kompleksi, bunalım, sıkıcı şeyler işte. Basbayağı çok sıkıcıyım.

operazionepaura

———————————————————————————————————————————————–

Geçen growlrdan bir mesaj geldi ”la sen gay misin?” sonra anladım ki bir ara aynı okulda okuduğumuz abi dediğim birisiymiş. Kim olduğunu söylemedi ama söyleseydi iyi olurdu sohbet etmek isterdim. Normalde İstanbul’da yaşıyormuş bu günlerde Bolu’ya gelmiş, bende durur muyum, facebooktan İstanbul’da yaşayıp Bolu’ya gelen bizim okuldan mezun abi dediğim 3 kişi buldum.

Kahve falına inanmaya başladım çünkü bir arkadaşımın falında kendine açılmak isteyen ismi s’yle başlayan biri çıktı ve tereddütte olduğu da belirtildi. Bende bu arkadaşıma out olmayı düşünüyorum uzun zamandır ve tereddütteyim. Sadece bunlarda değil bir sürü şeyde çıktı doğru diyebileceğimiz. Keşke bide açıldıktan sonra ne olacağını söyleseymiş.

youngbear14

———————————————————————————————————————————————–

 

Bugün berbat bir endoskopi ve kan verme olayından sonra asıl önemli olan, psikoloğun yanına gidip sonuçları gösterdiğimde ameliyat olmak istiyor musun yoksa istemiyor musun onu bir ay sonra konuşacağız demesiydi. Tamam, yani iyi hoş dedin sen bunu da annemin yanında neden dedin kala kaldım ve ben bile kendimi tam olarak tanımazken psikolog anlattıklarıma bakarak teşhisimi koyup ilaç dozlarımı arttırmıştı bile. Bana ise kalan evdeki tartışma ve gerginlikten sonra bir şeyleri artık umursayamadığımı fark ettim. İşin kötü yanı ne hissetmem gerektiğini de bilmiyorum. İfşa edilmesem böyle olmazdı sanki yeteri kadar sorunum yoktu. Ha bir de şunu demem lazım bu itiraf olacak bence. Eski sevgilimden gizlemek için bu nicki almıştım daha rahat olayım diye ama öğrenince eski nickimi de buradan itiraf edeyim herkese. Onun da yazarlığı alındığından, crow du. Acemi bir şeydim zaten hala daha öyleyim saygılar, sevgiler.

decembris

 

10. SAYI

HOMOJENOku

İndir




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*