Blues Rock’ın acı çığlığı: JANIS JOPLIN

(19 Ocak 1941 – 4 Ekim 1970)

Beyaz Leke yaşama veda edeli tam 45 yıl oldu. Görünen o ki, daha çok 45 yıllar geçecek, ama Janis Joplin unutulmayacak!

Hazırlayan: Mahir Bora Kayıhan

Bir öyküdür, bir şiirdir, acı bir çığlıktır Janis Joplin… Yazması değil, anlatması zordur onu… Ama, iş başa düştü… Çok sevmekten ötürü… Bu yazımda sizlere 4 Ekim 1970 tarihinde yaşamını yitiren Janis Joplin’i tanıtacağım.

Yurtdışında, birçok etkinlikle ölüm yıldönümünde anılan Janis, ne yazık ki ülkemizde yine anılmadı. Unutuldu! Ciddi bir organizasyon yapılmadı. Belki -vakti zamanında benim yaptığım gibi- birileri küçük etkinlikler düzenledi, ama o etkinliklerde ses getirmedi… Bu kadar hayıflanmama yazıyı noktaladığınız zaman hak vereceğinizi düşünerek hemen Janis’ın kısa ama başarılı yaşamına geçiyorum:

Janis Joplin 19 Ocak 1941’de Texas’ta dünyaya gelir. Uzun süre doğduğu kasabada kimsenin gözüne batmadan yaşar. Folk ve blues dinleyen genç Janis, zamanla kasabada yaşayan diğer blues meraklılarını keşfetmeye başlar. Ve onun için her şey birden değişir. Artık sessiz sakin Janis yerine, dilinden Bessie Smith, Odetta parçaları eksik olmayan, her zaman uykudan yeni kalkmış gözlerle etrafı süzen Çiçek Kız gezinir Texas sokaklarında.

Hippie Janis…

Olan bitenden haberdar, sözünü sakınmayan Janis siyah hareketini de desteklemeye başlar. Siyahi gırtlağını kanatıncaya değin bağırır onlarla, onların hakları için. O dönem Beyaz Leke derler Janis’a.

1961 yılında okuduğu kolejden eve dönüş yapar. Artık hippie olmuştur. İçine kapanık olduğu dönemin en ayyuka çıkan tarihi 1961 yılında nasıl olduysa çevre rahatsız olur ondan.

Çalışmayı bahane ederek Los Angeles’a kaçar, ama çalışmaz. Hippie’lerle olmak ona büyük zevk verir. 1962 yılında yakın çevresince gırtlağında blues nağmeleri kadar rock nağmeleri de duyulmaya başlar. Bir iki seslendirmeyi göz önünde bulundurmazsak, aslında Janis daha sesini duyuramamıştır.

Los Angeles’da Walter Creek grubuna dahil olur. Katıldıkları bir yarışmada derece alırlar. Bu aynı zamanda Janis’ın hayatını değiştiren ilk olay olur. Dereceye girmekten ziyade, o gün sesi keşfedilir. Keşfeden bir plak şirketi sahibi değildir, ama zamanla Janis’a bir şirketten fazlasını verir.

1963 yılının kışında Janis ve Chet, San Francisco’da soluğu alırlar. Janis barlarda şarkı söyleyen, alkol ve uyuşturucuyu bolca kullanan, bu yüzden aç kalan bir hippie olur. Bu nokta Chet, onu keşfederek Janis’a ne yapar? İyilik mi, kötülük mü?

Janis’ı şu an dinleyebiliyor olmanın hazzıyla sorunun bendeki cevabı iyilik! Nitekim, bir süre sonra Chet, Janis’ın menajeri konumuna gelir ve Big Brother & The Holding Company ile yollarını birleştirir. Tabi işler okunduğu gibi hızlı ilerlemez, San Francisco macerasının sonunda çok yorulan Janis, Port Arthur da yaşamaya başlar. Chet, onu bir türlü geri dönmeye ikna edemediği için arkadaşı Travis’i yollar ve Janis’ı yeniden San Francisco’ya getirtir.

Janis o dönem ciddi bir çöküntü yaşar. Yaşamında her şey ters gitmeye başlar ve kullandığı zararlı maddeler artık bünyesini iyice yorar. Big Brother & The Holding Company elemanları karşılarında süklüm püklüm, şişko, folk kültüründen kopmuş bir taşralı kız görünce başta James Gurley ( gitar ) olmak üzere ondan etkilenmezler.

Mikrofonu ele geçirince kabuk değiştiren Janis, görünüşte iyi not almasa da artık grubun solistidir. 1967 yılında Monterey Pop Festivali’nde adını iyice duyurur. Grubuyla aldıkları albüm teklifi üzerine çalışmaya başlarlar. 1967 yılında grupla aynı adı taşıyan albümün raflara yerleşmesiyle ‘Janis Joplin’ adı hızla bilinir hale gelir.

Big Brother & The Holding Company…

Grupla aynı adı taşıyan ilk albüm Big Brother & The Holding Company, 12 parçadan oluşan ve bence müthiş bir çalışmadır. Çünkü Janis albüme “tüm nefretini kusarcasına” yorum katmıştır. Kayıt bu günün şartlarında elbette yetersizdir, ama bence genel olarak ruhu üzerine konuşulacak söz de yoktur! Bye Bye Baby, Easy Rider, Call On Me, Women Is Losers ve Down On Me albümün en iyi şarkılarıdır.

Blues rock kasırgası bir müddet Height-Ashbury caddesinde eser. O dönem çoğu müzikle ilgi kişilerin stant açarak akşama içki parası kazandıkları cadde, Down On Me ile inler.

1967 yazının başlarında Big Brother & The Holding Company, Montreux Festivali’nde sahne alarak, plak şirketleri tarafından resmen görücüye çıkmış bir grup olarak değerlendirilmeye başlanır. Grup çok düşünmeden Columbia Records’un teklifini kabul eder. Chet’in yerine Albert Grossman geçer ve grubu pazarlamaya başlar. Grup, yeni albümün kayıtlarını tamamlar tamamlamaz New York’tan döner. Janis üzerine artık herkes büyük konuşmaya başlar. Sesi dinleyicilerince “beleş mal” olarak adlandırılır.

Yeni albüm Cheap Thrills adıyla çıkar. Albüm 11 şarkıdan oluşan bir blues rock klasiğidir.  İçinde barındırdığı parçalar heavy metal tarihinin unutulmaz parçalarından farksızdır. Best Of niteliği taşıyan albümün baştan sona hitle dolu olduğunu düşünürsek birkaç parçanın adını yazarak geçmek ayıp olur. Bu yüzden ben tüm şarkıların adını yazmak istiyorum ve eğer hala Janis’ın sesiyle tanışmadıysanız bu albümle başlamanızı öneriyorum. Combination Of The Two, I Nedd A Man To Love, Summertime, Piece Of My Heart, Turtle Blues, Oh Sweet Mary, Ball And Chain (Aşık olduğum şarkı), Road Block, Flowert In The Sun, Cartch Me Daddy ve Macig Of Love…

Albümün hemen ardından olanlar olur. Artık blues rock dinleyen herkes Janis’ı tanır. Yani ipler artık onun elindedir. Konserler hızla sürerken gruptan ayrılır ve yeni bir grup kurmak için çalışmalara başlar. Bu aynı zamanda kendi sonunu hazırlama girişimi olarak da kabul edilebilir.

Büyük hata…

Big Brother & The Holding Company disiplinli bir gruptur ve Janis onların yanında ister istemez çalışmalarını aksatmadan hayatını sürdürmek zorunda kalmıştır. İpler onun eline geçince büyük hatasını da yapmaktan geri kalmayıp, gruptan ayrılır.

Kısa sürede Kozmic Blues Band kurulur. Konserlerin ardı kesilmez ve her konser ardında müthiş kayıtlar bırakır. 1969 yılında yeni grupla I Get Dem Ol’ Kozmic Blues Again Mama kaydedilir. Albümden öne çıkan parça sayısı bir önceki albümle kıyaslanınca pek içi açıcı değildir, ama Janis’ın sesi her şeyi kotarmaya yeter. Kozmic Blues, Try, Maybe, As Good As You’ve Been To This World albümün iyi parçalarından birkaçıdır.

Janis artık ciddi bir problemle karşı karşıya kalmıştır. Uyuşturucu bağımlılığı. Bu yüzden yavaş, yavaş terk edilmeye de başlanır. Çevresinde dostlarından ziyade yiyiciler gözükmeye başlar.

Woodstock…

Rocker’lar için 1969 yılı Woodstock demektir. Değeri döneminde ne derece bilindi tartışılır, ama her geçen sene sahnesinde ağırladığı isimlerle birlikte devleşir festival. Janis’ta Woodstock’ın tozunu yutanlardan olur. Aslında çamuruna bulananlardan demek daha doğrudur!

1970 yılı Janis için birçok şey içerir. Yeni bir grup, yeni bir albüm, yeni konserler, yeni acılar ve son…

Janis, Full Tilt Boogie Band ile yoluna devam eder. Artık ciddi bir tanınmışlık söz konusudur. Pearl albümü çok kısa bir sürede kaydedilir, kayıtlar yine Los Angeles’da yapılır. Albüm resmen, iç ürperten bir veda havasındadır. Janis her fırsatta, parçalarının çoğunu yaşamına giren insanlar için hazırladığını dile getirir. Move Over, Cry Baby, Half Moon, Mercedes Benz, Tell Mama, Little Girl Blue…

Son…

Son iyice yaklaşmıştır… Oysa basın Janis’ın bulunduğu noktanın önemine takılmış, artık kimlerle yarışabileceğini tartışır. Janis ise hazırladığı albümün ardından ailesinin yanına giderek son günlerini yaşamaya başlar.

Hollywood’da bir otelde ölür Janis… Ölüm nedeni dosyasına “aşırı uyuşturucudan” diye geçilir. Hayalleri yoktur artık hippie kızın. O yıllarda hızlı yaşamak genç ölmeyi şart koşar, içten içe. Tarihlere bakılınca daha, Jimi Hendrix öleli kaç gün geçmiştir ki!

Janis ölümünün ardından diğer isimler gibi devleşir. Hayat ona en büyük hediyesini ardından sunar. Kim bilir belki Jimi, Janis ve Jim bir blues rock grubu ile öteki dünyayı inletiyorlardır. Bekli sonsuz yaşamın da iyi müziğe ihtiyacı vardır…

4 Ekim 1970, yani 45 yıl önce öldü Janis Joplin… Sizce öldü mü Janis? Yoksa ölümsüzleşti mi?

3. SAYI
HOMOJENOkumak İçin Tıklayın!
İndirmek İçin Tıklayın!




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*