Gerçek bir yaşam öyküsü: Milk

Gerçek bir yaşam öyküsüdür “MILK”, Gus Van Sant’ın muhteşem yönetmenliği ve Sean Pean’in kusursuz oyunculuğu ile Harvey Milk’in beyaz perdeye aktarılan gerçek yaşam öyküsü. Diğer oyuncuların da hakkını vermek lazım tabi ki. Tüm oyuncuların performansı göz kamaştırıcı diyebilirim. Harvey Milk’in eşcinsel hakları için verdiği mücadele anlatılıyor özetle. Tam da Onur Yürüyüşü’nün gerçekleşeceği şu günlerde LGBT bireylerin hakları için neler yapabileceğini anlatan ve bu anlamda geleceğe ışık tutan bir başyapıt olmuş.

Hazırlayan: Yıldırım Şimşek

Harvey Milk kimdir diye merak edenler için biraz daha bilgi vermek lazım gelir sanırım. 1930-1978 yılları arasında yaşamış Amerikalı politikacı ve LGBT aktivisti olmasının yanı sıra California eyaletinde eşcinselliği bilinerek seçilen ilk meclis üyesidir (1977). Ne yazık ki sadece on bir ay görevde kalmış ve 1978 yılında uğradığı bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. Bugün birçok alanda bazı şeyler için umut besleyebilmemizin sebebi Harvey Milk gibi insanlar. Üzücü bir şekilde suikaste kurban gitse de onun açtığı yolda çok ilerleme sağlandı. Bugün dünyanın birçok ülkesinde sesimizi çıkartabiliyorsak bu Harvey Milk gibi cesur ve vazgeçmeyen insanlar sayesindedir.

Milk aslında bir dönem filmidir. 60’lardan başlayan ve ölümüne kadar süren bir dönemi anlatır. 70’li yılların başında New York’dan San Fransisco’ya taşınması ve aktivist hareketine politikada devam etmesidir. Ders alınması gereken ise üç defa seçimlere girip kaybetmesine rağmen vazgeçmeyip tekrar tekrar denemesidir. Her geçen seçim kampanyasında destekçilerini arttırmış ve daha da büyüyen bir hareket haline gelmiş ve en sonunda başarıya ulaşmıştır. Yani “tarihin akışını değiştirmiştir” diyebiliriz.

Film 60’lı yıllarda eşcinsel barlara yapılan polis baskınları ve eşcinsellere yönelik yapılan baskıları gösteren videolar ile başlıyor. Biyografik bir hikaye olan filmi izlerken tarihe tanıklık ediyoruz aslında. Yönetmenin kurgusu o kadar başarılı ki izlerken filmin içine giriyorsunuz adeta. Bir anda kendinizi Castro mahallesindeki o sokakta buluyorsunuz. O eylemlerin içine giriveriyorsunuz. Oturduğunuz yerden kalkıp bir şeyler yapmak istiyorsunuz. Hissiyatı çok güçlü olan film daha ilk dakikalarından itibaren dramatik etkisinin altına alıyor izleyiciyi.

Filmin başlangıcı aslında 1984 yılında Robert Epstein ve Richard Schiechen’in çektikleri ve Oscar’a layık görülen “The Times of Harvey Milk” belgeseli. Gus Van Sant bu belgeselden yola çıkarak ve sinematografik anlatımla tekrar uyarlamış Milk’i. Film belgeselle aşağı yukarı aynı kronolojik sıra ile ilerliyor ancak sonlar farklı. Milk’in sonunda gözyaşlarınıza engel olamayacağınız kadar hüzünlü bir cenaze merasimi var. Tam da Harvey’in istediği gibi bir merasim. Sessiz bir isyan gibi… On binlerce insanın katıldığı bir yürüyüş ile son buluyor hikaye. Son bulan sadece Milk’in hikayesi. Ama o sessiz isyan ve o hakların mücadelesi devam etmekte halen.

Film, müzikler ve kostümler konusunda da oldukça başarılı. Belli ki üzerinde çok uğraşılmış. Zaten Gus Van Sant olunca işin içinde aksi düşünülemez. Bu ara da film en iyi özgün senaryo dalında Oscar’ı evine götürürken, Sean Pean’e de en iyi erkek oyuncu Oscar’ını ikinci kez kazandırmış.

Sadece LGBT bireylerin değil, tüm ötekilerin hikayesi aslında, tüm ötekileştirilenlerin kahramanı Harvey Milk. Arşivde bulunması gereken filmlerden… İyi seyirler şimdiden hala görmediyseniz.

5. SAYI
HOMOJENOkumak İçin Tıklayın!
İndirmek İçin Tıklayın!




1 Trackbacks & Pingbacks

  1. Milk – Ayilarock

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*