Queer Teori

Queer genel hatlarıyla kimliğin derin bir eleştirisi olarak okunabilir. Seçilmiş kimlikleri konuşmak yerine, sınırların dışına çıkabilmenin mümkün olduğunu işaret eder bizlere.

Kurama Temel giriş;

Queer teori, ikiliklere (kadın ve erkek/heteroseksüel-homoseksüel) karşı stratejik yaklaşarak ortaya çıkmıştır. Bu ikiliklerle birlikte beden, toplumsal cinsiyet ve arzu üçgeninde tüm normalleşmeleri yok sayarak kendi kuramını sorgulamakta gecikmemiştir.

20 yy. da Kelimenin kökeni olan İngilizce’de homofobik içerikli bir hakaret sözcüğü olarak kullanılsa da günümüzde taşıdığı anlam çok farklıdır.

Kelimenin geçirdiği evrimle birlikte cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerinin, kimlik politikası yapanlar tarafından çizildiği gibi net olamayacağının üzerinde durur. Çünkü cinsellik akışkandır ve buna bağlı olarak cinsel yönelimler değişkenlik gösterebilir. Kimlik politikası yaparken normalleştirilen ikilikler, iktidar ilişkisinden de bağımsız düşünülmemelidir. Bu düşüncenin beraberinde getirdiği algı, ikili düşünce yapısının (kadınlık/erkeklik) beraberinde doğurduğu toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim kimliklerinin doğal olmadığını, kültürel ve tarihsel süreçte doğduğunu sorgulatmaktadır. Cinsiyet ve cinsel kimlik normalleştirme mekanizmalarının hepsine derin bir sorgu barındıran bir kuramdır. Bu nedenle genellikle uzlaşılabilir bir kavram olmak yerine amorf bir yapıya bürünmüştür.

Akademiye Girişi

Queer kavramının değişmesinde 80’li yıllar dönüm noktası olmuştur. Bu döneme kadar agresif bir algıya neden olan terim, uzun yıllarca lezbiyen ve gey hareketi ile birlikte anılmıştır.80 ve sonrasında ise bu hareketin hem içinde olup hem de sıyrılarak iktidar ve öznelliğin sorgulanması konusunda istikrarlı bir ivme göstermiştir. 90’lar ile birlikte tüm dünyada artan lezbiyen ve gey çalışmaları ile kendine literatürde yer bulmuştur.

Peki ‘’kimlik’’ deyince kastedilen şey ne olabilir? Kimliğin kendisiyle özdeş olduğu; değişmez, birleşik ve kendi içinde tutarlı bir halde zaman içinde süregittiği sanısını temellendiren şey nedir? Daha önemlisi, bu varsayımlar ‘’toplumsal cinsiyet kimliği’’ üzerine söylemleri nasıl etkiler? ’ (Judith Butler-Cinsiyet Belası kitabından alıntıdır.)

Kimlik konusunda sınırları bir hayli aşan araştırmalara imza atan Judith Butler, toplumsal cinsiyetin Heteronormativite’yi ön plana taşıyan işlev gördüğünü ve bu yüzden iktidarın yapı bozumu için iktidarın diliyle konuşmayı önermiştir.

Queer kavramı Feminizm ve Lgbti+ çalışmalarının içinden doğmuş olsa da günümüzde kimlik ve politikalarının sorgulanmasında büyük rol oynamaktadır. Cinsel dönüşüme neden olmak isterken cinsellik hiyerarşisi içerisinde sınırın nereye çekileceğini sorgulatmaktadır bizlere. Aynı zamanda radikal bir cinsel pratiği bir kavram olurken aynı zamanda bütün cinsellik kavramlarını alaşağı etmektedir.

Hazırlayan: Uğur Ateşli

 




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*