Röportaj: Peyk

İrfan Alış, mükemmel vokal, mükemmel ruh uyumu. Öylesine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik ki kendisiyle, laf lafı açtı. İçerisinde barındırdığı ile sizi derin bir müzikal yolculuğa çıkaran Peyk şu sıralar neler yapıyor. Bizleri ileride Peyk cephesinden neler bekliyor hepsinden biraz konuştuk İrfan Alış ile.

 Röportaj: Uğur Ateşli

Peyk şu sıralar neler yapıyor? Önümüzdeki günlerde yeni bir albüm var mı?

Şu sıralar stüdyoda vakit geçiriyoruz. Yeni şarkılar yazıyorum. Tam olarak bir albüm diyemeyiz, şuan şarkı şarkı gidiyoruz. Belki youtube kanalına koyabiliriz, belki de kendi sitemizde yayınlayabiliriz. Şu sıralar yeni şarkılar üretip kayıta vakit ayırdık.

Peyk’i dinlediğimizde her şeyden biraz bir şeyler bulabiliyoruz. Biraz blues, biraz alaturka, bundan sonraki gidişatınız bu yönde mi olacak müzikal açıdan?

Yeni albümde şöyle bir şey var, bir blues şarkısını hem İngilizce hem Türkçe versiyonlarını alaturka olarak yorumladık. Müzik yaparken genelde yaptığımız müziğin içimize sinmesi çok önemli. Asla yapmış olmak için veya popüler olmak için bir şeyler ortaya çıkarmayız.

90’ları görmüş bir grup ve kişisel olarak o yılları yaşamış bireylersiniz. Neler değişti o günlerden günümüze?

Kendine ait şarkıları çalman çok zordu. Ayıp olarak karşılanırdı. Cover çalmak zorundaydın, talep görmezdi çünkü yeni besteler. Kemancı vardı o zamanlar ve o zamanlarda çalan bir çok grup şuanda main stream gruplara dönüştü. Cover yapan onca grup şimdi Türkçe sözler yazmaya başladı.

Günümüzde her şeye ulaşmak çok kolay. Müziğe ulaşmak, üretip paylaşmak çok kolayken, sence müziğin ruhuna zarar veriyor mu?

Elbette veriyor, şöyle ki; çok fazla müzik grubu var. Büyük bir karmaşa kendi içinde kendi piyasasını oluşturuyor ve alternatif müzik giderek poplaşıyor.

Hepsi birbirinden güzel ve bir o kadar iddialı şarkı sözlerin var. Temele indiğin zaman nereden besleniyorsun yazmak için?

Şarkı sözlerinin altında çoğu zaman agresif bir tutum var. Ama genelde küçük toplulukların içerisindeki konuşmalardan, İstanbul’un içerisinde eyvallah diyen birçok insan gibi etkileniyorum. Yıllar önce ailem İstanbul’a göç etmiş bir aile ve bu yüzden hep bir tutunma çabası mevcut. Aynı zamanda genetik olduğuna inanıyorum. Çünkü babamda çok iyi yazardı, kendisini çok iyi ifade ederdi.

Son dönemlerde yerli veya yabancı kimleri dinliyorsun?

Türkiye’de müzik yapan herkesi dinliyorum. Lakin özellikle aklımda olan No Land var. Alternatif Türk müziğini herkes dinlemeli ve hepsi çok iyiler. Çoğu zaman etnik Kuzey Afrika müzikleri dinliyorum.

Çok uzun yıllardır Anayasa eşitlik başlığına “cinsel yönelim” ibaresi de eklenilmesi için uğraşlar veriliyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsun?

Benim fikrime göre keşke bugün bunu konuşmak zorunda kalmasaydık. Keşke bu haklar sadece yasal olarak değil de, toplum içinde hoşgörü olarak görülse, buna gerek kalmasa. Haklarınızı savunmak zorunda kalıp çabalamanız çok üzücü. Bireylerin ne yaşadığına, nasıl yaşadığına kimse karışamaz. Keşke bu hakları elde edebilseydi lgbti bireyleri ve biz de burada bunu konuşmak zorunda kalmasaydık.

Türkiye’de eşcinsel olduğu halde ünlü şahıslar kimliklerini sence neden saklıyor?

Birçok nedeni olabilir. Ticari olabilir veya olmayabilir. Ama temelde baktığımızda kimsenin özel hayatı bizleri ilgilendirmez. İnsanları ürettikleri ile göz önünde bulundurmalıyız. Bu ülkede ünlü ol veya olma seni saçma sebeplerden sokak ortasında vurabilirler. Bazı basit şeyleri algılamıyoruz. Hümanist düşünceden çok uzağız.

Kaybolmaktan korkuyor musun hiç?

Korkmuyorum hiç. Ama şöyle hissediyorum. Don kafa her zaman dinlenilecek bir şarkı. Bundan yıllar sonra bile don kafa dinlenecek diye hissediyorum. İşim bittiği zaman geride güzel kayıtlar bıraktığımı düşünüyorum.

Teşekkür ederiz.

4. SAYI
HOMOJENOkumak İçin Tıklayın!İndirmek İçin Tıklayın!

1 Trackbacks & Pingbacks

  1. 4. SAYI – HOMOJEN

Comments are closed.