Wunthri yazdı: Erkeklik Kamburunuz Çıkmış Bayım!

Toplumsal cinsiyet rollerinin giderek pekişmesi kadınları hayattan soyutlayıp, bir eve hapsetse de asıl vurgun erkeklere yapıldı kanaatimce. Feminizm ve toplumsal cinsiyet meselesi hep kadın üzerinden yazıldı, çizildi. Peki ya erkekler? Erkekler farkında olmadan etkilenmiyor muydu düzenden? Akıllarda direkt olarak “e toplum ataerkil bir toplum, erkeğin işine gelir” cümlesi oluşsa da durum aslında böyle değil. Ataerkil toplum, erkeği de erkeğin haberi olmadan vuruyor. Kadınlar ve LGBTİ+ bireyler bu ataerkil düzenin acımasızlığını yaşıyorsak her yerde, bu acımasızlığı erkekler de yaşıyor en ücra ve kutsal yerlerinde.

Hazırlayan: wunthri

Ataerkil toplum, erkek dünyaya geldiği andan itibaren pohpohlayarak onu yersiz bir özgüvenle yetiştiriyor. Maviler giydiriyor, onu mavilere hapsediyor. Renk skalaları 3-4 rengin ötesine geçemiyor. Birazcık büyüyor, onu kutsamak adına sünnet ediyor. Yılanın başını küçükken eziyor ve bu ezilme törenini oldukça gösterişli bir şekilde kutlayarak bir erkeğin hayatındaki en önemli şeyin her zaman penisi olduğuna inandırıyor. Daha sonrasında, erkek adam ağlamaz diyerek erkeği ağlatmıyorlar. Okula götürüp belli meslek kalıplarına yöneltiyorlar. Erkek iyice ezilip, bükülüyor. Sonra ergenlik dönemine giriyor, başlıyor sorular. Değirmenden su akıtmaya çalışanlar mı dersiniz, horozu öttürenler mi? Ses tonuna takılanlar mı, yüzündeki sivilceleri mastürbasyon yapmasına bağlayanlar mı? Erkek, biraz daha eziliyor, bükülüyor. Belki de en hassas olduğu dönemde bu sorulardan utana sıkıla erkekliğini yüceltmeye çalışıyor. Bitmiyor da böyle.Bir de kız kardeşinin, annesinin namusunu yüklüyorlar sırtına. Kız kardeşine, annesine birisi yakınlaştığı anda panter kesilmek zorunda çünkü. Bir de kendi özel hayatı var bu erkeğin. Heteroseksüelse bir kadınla nasıl iletişim kuracağını bilmiyor, başta belirttiğim pohpohlamalar yüzünden kadından gelen olumsuz bir tavırda özgüvenin gereksiz olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor. Bu durumda ağlayamayan erkek içine atıyor. Freud’un dediği gibi “hep içine atıyon be erkek”. Bu erkek birazcık daha büyüdüğünde yine bir törenle kutlamayla insan öldürmeye gönderiliyor. Bunu vatani bir görev diyerek kutsallaştıran ataerkil toplum militarizmi ile erkeği bir kez daha eziyor. Uzunca bir süre sürekli milli ol diye çabalayan toplum bu dönemde onu hemcinsleriyle bir hapishaneye koyuyor. Erkek yine şaşkın. Eğer şanslıysa bu dönemi yaşayarak bitiriyor. Şanslı dediğim de yaşadığı travmalar ile birlikte bu dönemi bitiriyor. Daha sonrasında erkeğin yuva kurulmasına inanıldığı için genelde sevmediği birisiyle evlendiriyorlar. Düğünüydü, tatiliydi derken erkeğe bu sefer de maddi bir baskı uyguluyor ataerkil toplum. Bilal’e anlatır gibi düz bir mantık kuralım şimdi. Erkek olduğu için güçlüdür. Güçlü olduğu için o çalışmalı, kadın ise evin içine hapsedilip kalmalı. Evin reisi olmalı, karar mekanizması onda olmalı. Erkekliğini kanıtlamak için kısa bir süre içinde çocuk yapmalı. Çocuk olamadan, genç olamadan baba olmaya mahkûm edilen erkek bunun altında iyice eziliyor. Yaşlanıncaya kadar da bu süreçte iktidarını eşi ve çocukları üzerinden sürdürmeye çalışıyor. Sırtını erkekliğe yaslaya yaslaya erkeklik kamburunu çıkartıyor.

Durumu analiz ettik, şimdi soruyoruz. Erkekler böyle olmak zorunda mısınız? İdeal erkek algısına göre yaşamak mı lazım? Neden erkek ağlamasın? Neden erkek rengârenk giyinemesin? Neden erkek şiddet yanlısı olup asker olsun? Sebep açık değil mi? Erkekliğinizle kurduğunuz iktidarınız sizin de erkekliğinize iktidar kurmuyor mu?

Hem ezilen hem ezen olmak nasıl bir duygu?

Baskılanan toplumsal cinsiyet rollerinin altında eziliyoruz, bize dayatılan kimliklerle bir kez daha önemsiz şeylere ait ve alet oluyoruz. Bu düzen içerisinde tek bir şey ortak. O da kimliğin, cinsiyetin ne olursa olsun erk düzen tarafından ezilmek.

Erkek doğası gereği saldırgan, güçlü, lider, mantıklı olmak zorunda diyorsunuz ya o iş öyle değil işte. Erkeğin doğasından değil bu durum hegemonik erkeklikten kaynaklanıyor.

Hegemonik Erkeklik Nedir?

Hegemonik erkeklik basitçe toplumdaki farklı erkeklikler arasında üstün olan erkeklik modelini referans alan bir kavramdır. Hegemonik erkeklik toplumda yaygın görülmek zorunda değil. Birey hegemonik erkek konumuna gelmek için çaba sarf eder. Bu durum sürecinde birey hegemonik erkeklik konumunda yaşamak için uğraşır.

Hegemonik erkeklik toplumda erkeğin avantajlı konumunu besleyen ve düzenin devamını sağlayan bir yapıdır. Toplumda erkeklik normlarına sahip erkekler, bu üstünlüklerini hem kadınlardan hem de erkeklik inşasını topluma göre şekillendirmeyen erkekler üzerinden avantaja çevirir.

Hegemonik erkeklik toplumsal cinsiyet türlerini baskıladığından toplum gözünde “ideal” algısıyla bir kez daha beslenir. Bunu örneklendirecek olursak; Orta veya üst sınıfa sahip, Müslüman, heteroseksüel, duygusal ve fiziksel olarak güçlü, vatani görevini yapmış, namusunu ve çevresini koruyabilen erkek bu özellikleri taşımayan erkeklerin üzerinde bir tahakküm kurar ve sırtını erkekliğe yaslar.

Şimdi bir eşcinsel erkek olarak bu durumu kendim ve bir heteroseksüel erkek üzerinden karşılaştıracağım.

Heteroseksüel erkeklerin çevrelerindeki çeşitli kadınlara (eşlerine ve sevgililerine, annelerine ve kız kardeşlerine, kızlarına ve kuzenlerine, iş arkadaşlarına) güçlü bağlılıkları vardır ve onlar için daha iyi bir yaşam arzulayabilirler. Özellikle de, kendi imtiyazlarını kaybetme pahasına olsa bile, çocukları için daha uygar ve barışçıl cinsel düzenlemeler yaratmanın yararını fark edebilirler.

Homoseksüel erkek olarak kendi durumumu düşünürsem, çevremdeki çeşitli kadınlara dair güçlü bağımlılıklarım yok. Herhangi bir şekilde çocuklarımın veya çevremdeki çeşitli kadın gruplarının hayatlarını düzenlemek adına kendi imtiyazlarımı kaybetmeyi göze alabileceğim bir baskı ortamı yok.

Kısacası namusu üstümden attım, renkleri ben seçtim, yılanın başını törenle ezmedim, kendimi heteroseksüel erkek kıskançlığına ve özgüven eksikliğine alet etmedim. Düğün dernek algısına hizmet etmedim. Ben rahatladım. Daha kendi “namusuma” sahip çıkamazken başkalarının namusunu kendime yük etmedim. Dönme oldum, ibne oldum ve insan olmanın verdiği rahatlığı yaşadım. Eğer şu dünyada bir sihirli gücüm olsaydı herkesi döndürmeyi seçerdim.

Üzgünüm ama erkeklik kamburunuz çıkmış bayım!

Kaynaklar:

R.W. Connel, “Toplumsal Cinsiyet ve İktidar – Toplum, Kişi ve Cinsel Politika”

Barutçu A. , “Türkiye’de Erkeklik İnşasının Bedensel Ve Toplumsal Aşamaları”
 

7. SAYI

HOMOJENOku

İndir




Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*